Halkın tercümanı olması gereken aydınımsıların suskunluğu, devleti oluşturan kurumların denetimsiz kalmasına yol açmıştır. Her kurum, kendisini yasaların üzerinde görmüş, zamanla da yasaların üzerindelik alışkanlık haline gelmiştir. Artık kurumları sınırlayan yasalar değil, diğer kurum veya şahısların gücüdür. Bu gücü yakın geçmişimizde meydana gelen iki somut örnekle açıklayalım:
Isparta'da iniş halindeki uçak düştü ve içinde bilimadamlarımızın da bulunduğu pek çok insan öldü. Gerekli deliller toplandıktan sonra da yargılamaya geçildi. Bu yargılamanın sonucunda ölümlere sebep olan veya olanlar tespit edilip cezalandırılmış olacaktır. Basından öğrendiğimize göre, uçak firmasının genel müdürü ve uçakların bakımından sorumlu bakım teknisyeni yargılanmaktadır. Yasalarımıza göre, yaşıyor olsalardı pilotlar da yargılanacaktı. Olması gereken de budur zaten. Bakım teknisyeni, uçağın gerekli bakımını, gerektiği gibi yapmışsa beraat edecektir. Yapmamışsa ve bakımların yapılmasını genel müdür engellemişse genel müdür kusurlu, engellememişse kusursuz bulunacaktır. İşte yargılamanın amacı budur. Ancak; firma THY olsaydı genel müdür yargılanamazdı.
Mekece'de "hızlı tren" diye adlandırılan tren raydan çıkmış ve yine çok kişi hayatını kaybetmiştir. Basından öğrendiğimize göre yargılanan sadece makinisttir. İsterseniz önce bu kazaya sebep olabilecek unsurları gözden geçirelim:
a. Raylar hızlı treni kaldırabilecek kapasitede değildir.
b. Rayların kapasitesi vardır ama gerekli bakım yapılmamıştır.
c. Vagonların dingil sistemlerinin (bojilerinin) kapasitesi yetersizdir.
d. Bojilerin bakımı yapılmamıştır.
e. Tren kapasitesinin üzerinde yüklenmiştir.
f. Makinist hata yapmıştır.
Bu ihtimallere göre başbakan, ulaştırma bakanı, TCDD genel müdürü, ray bakım teknisyenleri, boji imalatçısı, boji bakım teknisyenleri, trenin yüklenmesinden sorumlu birim amiri ve makinist birlikte yargılanmalıydı. Bu sayılanların yargılanmasını engelleyen hiç bir yasal hüküm yoktur. "Dokunulmazlık" bu davada geçerli değildir. Ülkemizde bırakın başbakanı, bakanı, genel müdürü il müdürü bile yargılanamaz. "Bağımsız yargı"nın bu yargılamayı yapmaya gücü YETMEZ.
İşte "T.C. Oligarşik Diktatörlük" kitabı, bütün sorunların kaynağı olarak devlet kurumlarının kendilerini yasaların üzerinde görme alışkanlığını görmektedir. Vatandaşlarına kaşlarını çatarak bakan bir devlet yerine gülümseyerek bakan bir devlet arzulamaktadır. Bu bakış açısıyla "maalesef" farklı bir kitaptır.
|
D&R 212 İstanbul 212 |
Konur Sok. No: 17 Kızılay/Ankara |
Çatalçeşme Sok. Nu: 1/1 |
veya
www.
kitapyurdu.com
Ya da
Diğer İnternet kitapçılarından alabilirsiniz.
|
Konuşmada Ses Eksikliğini
Bu kitap, fiziki bir engeli olmadığı halde bazı harfleri
söyleyemeyenlerin eksik harflerini bulmalarını sağlayan yöntemleri
içermektedir. Yöntemler o kadar basittir ki eksik sesi bulmak yarım dakika
bile sürmeyecektir. Belki basitliğinden dolayı bilimsel bulunmayacaktır ama
kesin bir çözüm sunduğu da muhakkaktır. Bu özelliği ile dünyada tek
kitaptır. Artık artikülasyon bozukluğunu gidermek için binlerce lira
harcamaya gerek kalmayacaktır. Yapılacak tek şey eksik sesi bulduktan sonra
bol bol alıştırma yapmak ve konuşmada da eksikliği gidermek olacaktır. Bir
şeyi çok tekrarlamak onu refleks haline getirir. Alıştırmaların çok
yinelenmesi eksik sesten doğan alışkanlığı yok ederek konuşma refleksi
doğurur ve konuşma utangaçlığından kurtarır.
Kitapçınızdan isteyiniz veya:
www.kitapyurdu.com |
Çağların ötesinden kendine kalp sunulan,
|
Yapılanları bir türlü mantığım kabul
etmiyordu. Her şeyi sorguladım. Acaba gerçekten Aylin diye biri var mıydı? Var
olduğunu biliyordum ama inanmıyordum. Varsa gerçekten hasta mıydı? Hasta
olduğunu biliyordum ama inanmıyordum. Beni sevmiş miydi? Hayatında kimseyi
sevmediği kadar beni sevdiğini biliyordum ama inanmıyordum. Öldü mü? Öldüğünü
biliyorum ama inanmıyorum. Belki de bundan dolayı üzülmemiştim. Keşke hiç
karşılaşmasaydık diye hiç düşünmedim. Yaptıklarımdan pişman değilim. Nehire'nin dediği gibi "birileri, bir yerlerde roman
yazıyor" da olsa ben her şeyimle samimiydim. Ben "Ali abi"
idim. Kimine göre vaz geçilmez dost, kimine göre amansız düşman, kimine göre
sıradan. Hiç kimse beni sevmek zorunda değilken ben, herkesi sevmeye mecburdum.
Taha, Dünya, Özer, Cemal ve Devrim'e bile nefret veya
kin duymuyorum. Bana yaptıklarından değil, Aylin'e yaptıklarından dolayı asla
bağışlanmayacaklar. Aramızdaki hesap, o büyük "Hesap Günü"nde görülecek.
www.kitapyurdu.com 'dan satın al |