Türk Tarihi
Türk kime denir? Bu sorunun tam bir cevabı bulunamamıştır. Yapılan her tarif eksik kalmıştır. “Türk’üm diyen herkes Türk’tür” diyerek bu konuyu şimdilik kapatmak en doğrusu olacaktır.
Dünya’da (bütün kıtalarıyla) hiçbir ulus yoktur ki tarihleri Türklerin tarihleriyle çakışmış olmasın. Asyasından Okyanusyasına kadar bütün dünya tarihinde başrol oynamış başka ulus yoktur. Dünyanın her yerine kendi dinlerini, dillerini ve kültürlerini götürmüşlerdir. İslamiyet’in içinde dahi Gök Tanrı Dini unsurları vardır. Bütün bunlara rağmen tarihi en karanlık ulus da Türklerdir. Böylesine büyük bir enerjiye sahip olan bu milleti “göçebe barbarlar” olarak tanımlamak çok yanlıştır. Eğer öyle olsaydı bugün Türk diye bir şey kalmazdı. Bilinen tarihleri kadarıyla bile Türkler avcı, tarımcı, madenci, sanatçı, mimar ve tüccardırlar. Göçebelerde madencilik, mimarlık ve tarımcılık bulunmaz.
Tarihçiler Türk tarihini 1. Göktürk Devleti ile başlatmak eğilimindedirler. Sakalar ve Büyük Hun devletleri kesin bir şekilde Türk devletleri olarak nitelendirilmemektedirler. Halbuki göç dalgalarını ve peş peşe gelen Türk devletlerini oluşturabilmek için çok yoğun bir nüfusa ihtiyaç vardır. Bu kadar yoğun bir nüfusun hiçbir hazırlık dönemi geçirmeden birdenbire tarih sahnesine çıktığını iddia etmek akıllı işi değildir. İleri sürülen anayurttan dağıldıklarını iddia edenler Hitit ve Kızılderili dillerindeki Türkçe kelimeleri nasıl görmezden gelebilmektedirler? Pek tabii ki ön yargılarından.
Tarih bilinmeden gelecek çizilemez. Bu yüzden çok geniş bir araştırmaya başladım. Parasızlık nedeniyle on yıldan önce bitirebileceğimi sanmıyorum. Ancak elde ettiklerimi bu bölümde yayınlayacağım. Ola ki bitirmeye ömrüm yetmezse başkalarına ön ayak olabilsinler. Şu anda yayında olan bölümler, genel kültür ve ona dayalı varsayımlardan ibarettir. Elbette eksiklik ve yanlışlıklar vardır. Şimdilik düzeltme gereği görülmediğinden bırakılmışlardır. Elde edilecek veriler ışığında yeniden gözden geçirileceklerdir.
Kenan Aydın
|
Makina mühendisiyim. Kendi mesleğimle ilgili araştırmalar yaparken
temel üç problemle karşılaştım: |
Aslında, halkımızın beynine keski-çekiç ile kazınmış bir felaketin öncesi ve sonrasını, yüzyıllık zaman dilimi içinde anlatan tarihi bir roman yazmak istiyordum. Bu dönem, sanki unutturulmak isteniyormuş gibi çok az işlenmiştir. Zaten, halkımıza büyük acılar çektiren
|
Kainat hakkında şunlar söylenebilir: Her Şey Zaten Vardı O zaman, aradan geçen sonsuz zaman dilimi içinde radyoaktif elementlerin ömürlerini tüketmiş olmaları gerekirdi. Uranyum, radyum gibi elementlerin ne olduğunu bilmemeliydik. |
Alevilik-Türklük |
|
İlk canlıdan önceki dünya şartlarını göz önüne alırsak tamamen inorganik maddelerden oluştuğunu tahmin edebiliriz. Canlıların beslenme ihtiyaçlarına bakarsak da ilk canlının mutlak surette inorganik maddelerle beslenen bir tür olması gerektiğini söyleyebiliriz. Bu canlı, aynı zamanda da kendisinden sonraki türlere zemin hazırlamak
|
Bildiğim bütün dinler, insanın bir erkek ve bir dişiden türediğini iddia eder. Biz de, hayatın başlangıcından söz ederken türlerin ortaya çıkmasının özel şartlara bağlı olduğunu iddia etmiştik. Aynı şartların, dünyanın birkaç yerinde oluşmuş olması ihtimali, bize çok mantıklı gelmediğinden,
|
|
Muhteşem Süleyman(?) |
|
Türk tarihinin ne zaman başladığı bilinmemektedir. Her ne kadar tarihçiler, M.Ö. 350 yılında Mete Han ve Büyük Hun devletiyle başlatırlarsa da tarihimizin, tarih öncesine kadar uzandığına dair delillerimiz vardır.
|
Türkçe
|
Sözünü Tutmayan Tanrı |
|