|
Ana Sayfa |
İnşaat
Hani,
Bir inşaata başlamıştık ikimiz,
Temeli inancımızdı.
Kolonlar gülümsememiz,
Kirişler güvenimizdendi.
Duvarları bizdik,
Çatısı ise sevgimiz.
Şimdi...
Bir sessiz ağlayışın,
İçime akan gözyaşları kaldı bende.
Binamız,
Bir üfürükle
Yıkılacak kadar sağlam mıydı?
Hani,
Oniki şiddetindeki deprem bile yıkamazdı...
Özer ile görüşülmüş olması, körsesci arızasını daha da şüpheli yapıyordu. Bana tavır konduğu fikri ağırlık kazanıyordu. Büyükadam dışlanırken ona hiçbir açıklama yapılmamıştı. Bana da yapılmayacaktı. Galiba en iyisi kendiliğimden gitmek olacaktı. Akşama doğru yazdığım iletide: "Şu ana kadar cevap gelmediğine göre: Problem benim. Zaten bu riski göze almıştım. Bu ilk defa başıma gelmiyor. 21 de Sevgi'den de ayrılacağım. Elveda. Ali" diyordum.
Özer ile anlık sayılama yaparken körsesci bozukluğuna inanmadığımı, aile tarafından dışlanmış olabileceğimi, Aybike'ye yazdığım iletileri anlattım. Bu yüzden de akşam saatlerinde gruptan ayrılarak Aylin defterini kapatacağımı söyledim. Özer'in itirazlarını dinlemedim.
19:30'da Özer beni aradı. Aybike ile konuşmuştu. Aylin'in durumu iyi değildi. Aybike bir elinde kan torbaları, bir elinde de körsesciyle tamircideyken kendisiyle konuşmuştu. Benim iletimi okuyup okumadığını sormuş, Aybike de "fabrika ayarlarına geri dön" dendiği için iletilerin ve rehberin silindiğini söylemişti. Benim kendilerine kırıldığımı bildirince de büyük bir şaşkınlık geçirerek: "Ali abi bizim için çok önemli bir kişiliktir" demişti.
Tatmin olmamıştım. Körsesci bozukluğu hâlâ aklıma yatmıyordu. Arızalıysa Özer ile nasıl konuşabiliyordu da benimle konuşamıyordu? Ya da Özer ile konuştuktan sonra beni niye aramıyordu? Hiç değilse internetten bir haber verebilirdi. Şimdilik gruptan ayrılma fikrinden vaz geçmiştim. Bir yöneticiden rica ederek beni grup yöneticiliğinden çıkarmasını sağladım. Özer şiddetle karşı çıkarak beni yeniden yönetici yaptı. Yöneticilikten istifa şansımız yoktu ve yine yönetici olarak kalmıştım. Beni çok fazla arayıp soran yoktu. Körsesciyi kapatmakla büyük kayıplara uğramayacaktım. Ebediyen kapatmayı düşündüm. Yine de Aylin'e kıyamıyordum. "Bensiz başaramayabilir" düşüncesiyle vaz geçtim.
Perşembe günü grupta Özer'in ne kadar çok mutlu olduğunu anlatan bir iletisiyle karşılaştım. Aylin'in iyi haberini aldığını sandım. Anlık iletiyle mutluluğunun sebebini sordum. Aylin'den bir mektupla bir kart aldığını, onun için mutlu olduğunu yazdı. Önce "kart" sözünü posta kartı sandım. Sonra sim kartı konusundaki konuşmamızı hatırladım. Akşam aldığımız habere göre kız komadaydı. Kız olmayınca mektup ve sim kartı ne işe yarayacaktı ki? Karşımda nasıl bir insan vardı? Sevgilisi için endişe edeceği yerde, artık körsesci parası vermeyeceği için seviniyordu. Bir insan bu kadar bencil olabilir miydi? Bunlar bana ters geliyordu. Ancak benim aklım hâlâ körsescideydi. Arızası doğru muydu? Anlayan bir arkadaşa "fabrika ayarlarına geri dön" denince bilgilerin silinip silinmediğini sordum. "Evet" karşılığını alınca çok sevindim ve rahatladım. Benim bile bilmediğim bu konuyu Aybike bilemezdi. Bozukluk doğruydu.
Dışlanmadığımı öğrenince kızı aramanın vakti geldiği kanaatine vardım. İnternet üzerinden Ankara'daki bütün hastanelerin körsesci numaralarını aldım. Ağabeyinin büro numarası olup olmadığını araştırdım. Bulamadım. Cuma sabahı hastaneleri tek tek aramaya başladım. Hiçbir yerde yoktu. Hastaneleri aradığımı Özer'e de söylemiştim. "Bulabildin mi" diye soruyor ama "abi, bir ikisini de ben arayayım" demiyordu. Özer'den iyice rahatsızlık duyuyordum artık.
Ne internetten, ne de hastanelerden bir sonuç alamıyordum. Ankara'ya gidip emniyetten yardım istemeye karar verdim. Tam bu anda bir arkadaşımın istihbarat birimlerinden biriyle irtibatı olduğunu hatırladım. Ondan yardım istedim. Pazartesi günü görüşmek üzere randevulaştık.
Kendimce kritik saydığım böyle bir dönemde körsescinin bozuk olması büyük talihsizlikti. Onun dostlarıyla bağının kopuk olması moral bozukluğuna yol açabilir ve sağlığını tehdit edebilirdi. Adreslerini tespit ettikten sonra kendi körsescisi onarılıncaya kadar benimkini vermeye karar verdim: "Salı günü eve gelerek size kendi telefonumu vereceğim. Sevgilerimle. Ali" diye kararımı iletiledim. Ne kadar safmıştım. Hiç düşünemiyordum ki: Bu kadar önemli olsaydı hemen yeni bir körsesci alabilirlerdi. Benim için çok büyük bir meblağ olan birkaç yüz lira, onlar için çerez parası bile değildi.
Pazar günü evden dışarı çıkmıştım ki Özer aradı. Devrim'den (Aylin'in en iyi arkadaşı) bir ileti aldığını, beni de iletilemiş olduğunu, Aylin'in Amerika'ya gitmiş bulunduğunu söyledi. Eve geri döndüm ve Devrim'in iletisini okudum:
Gönderen: DEVRİM (Bayan, 25)
Alan: Ali (Bay, 46)
Tarih: 14.08.20.. 04:..
Konu: Sevgili Ali abi.....
----------
Bitlis'ten dün döndüm... Defalarca aramama rağmen Aylin'e ve Aybike'ye
ulaşamadım... Evlerine gittim... Komşuları Aylin'in durumunun kötüleştiğini,
solunum cihazına bağlandığını ve çok acil olarak tekrar Amerika'ya gittiklerini
söylediler... Aybike'nin komşularına bıraktığı notta 'size ulaşamadığı ve haberdar
etmemi istediği' için bu mesajı yazıyorum..... Umarım korktuğumuz şey olmaz...
Saygı ve sevgilerimle..... Devrim
Aşağıdaki mesajla cevapladım fakat devamı gelmedi. Bundan kelli Devrim uzunca bir zaman gözükmeyecekti.
Gönderen: Ali (Bay, 46)
Alan: DEVRİM (Bayan, 25)
Tarih: 14.08.20.. 04:..
Konu: yn:Sevgili Ali abi.....
Merhaba,
Senin döneceğini tahmin ederek dün akşam msj yazacaktım. Ne zaman dönecek
diye Sevgi mesajlarının 160 sayfasını taradım. Sanırım bu konu ile ilgili
mesajların silinmiş.
Benim numaram: 0542 --- -- -- arar mısın? Ya da mahzuru yoksa çaldır ben
arayayım.
Sevgilerimle.
Hemen arkasından bir mesaj daha çektim. Bu mesaj hiç okunmayacaktı:
Gönderen: Ali (Bay, 46)
Alan: DEVRİM (Bayan, 25)
Tarih: 14.08.20.. 14:..
Konu: Aylin
Merhaba Devrim,
Aylin benim için çok önemlidir ama dünya için çok daha önemlidir. Onun yapmış
olduğu mücadeleyi, çektiği sıkıntıları ben hayal bile edemiyorum. Yeryüzünde
hayranlık duyduğum tek insandır. O başardığı takdirde pek çok hayat
kurtaracaktır. Onun için, Amerika'da bile olsa desteksiz kalmamalıdır. Gittiği
hastaneyi öğrenebilir misin? Ya da buradayken tedavi gördüğü hastaneyi (ben
Etlik olarak tahmin ediyorum) . Bütün hastaneleri aradım ama bulamadım. Sanırım
o sırada sevki yapılmış.
-----@........com dan da bana ulaşabilirsin.
Sevgilerimle.
Aylin'in numarasını yine çevirdim. İlkin meşguldü, sonra da cevap vermedi. Artık körsescinin Aylin veya Aybike'de olmadığını biliyordum. Onun numarasını peş peşe iletiledim:
"Kimsiniz bilmiyorum ama en çok ihtiyacı olduğu dönemde Aylin'e dost kaybettiriyorsunuz. Az daha ben bile küsecektim. Derhal kapatın veya cevap verin. Ali"
" Bir yolunu bulup, Aylin'le görüşüp, telefonun sizden alınmasını sağlayacağım. Siz saygısız bir insansınız. İnsanları şüphede bırakmaya hakkınız yok. Ali"
" Hâlâ hırsımı alamadım. Eğer tamirciyseniz dava edileceksiniz. Değilseniz faturayı siz ödeyeceksiniz. Hem maddi, hem manevi. Derhal kapatın. Ali"
Gece 22:00 civarında körsescimin zili çaldı. Arayan Aylin'di. Heyecanla açtım. O sırada MSN de açıktı ve Özer'in Aylin'in 532'li hatta olduğunu bildiren bir iletisi geldi. Ben görüşmeye başlamıştım bile. Sesi bitkin geliyordu. Zorlukla konuşuyordu. Ağrıları için bulduğum formülü anlatmaya çalışıyordum, o ise ilk defa olarak beni dinlemiyordu. Nasıl geldik bilmiyorum ama kitap kapağının ve önsözün acelesi olmadığını söyledim. O:
- Ben onu bitirdim bile.
- Bitirdin mi?!
- Evet. Devrim'e elektronik posta olarak gönderdim. Döndüğünde size gönderir.
Kendi çektiğim bir fotoğraf vardı. Bir arkadaşımın fotoğrafı. Kim olduğu belli
olmuyor. Güneş arkadan vuruyor ve o bir siluet şeklinde görünüyor.
Kendisi için ne kadar endişelendiğimi ve hastaneleri nasıl aradığımı anlattım. Körsesciyi sordum. Elindeki başka bir körsesciymiş. Tamirci, kendilerine yüklü bir konuşma faturası çıkarttırmıştı. Aybike de çalındı ihbarında bulunmuştu.
Sesi gittikçe zayıflıyordu. Şimdi dinlenmesini, sonra görüşebileceğimizi söyledim ve ayrıldık.
Klavyenin başına geçerek önce Özer'le konuşmak istedim. Özer yoktu. Hasan'a Özer'i sordum. Dışarıda körsesciyle konuştuğunu söyledi. Bu Aylin olamazdı. Çünkü onunla ben görüşüyordum. Hasan'a bir şey demedim. Siteye girerek Devrim'i iletiledim:
Gönderen: Ali (Bay, 46)
Alan: DEVRİM (Bayan, 25)
Tarih: 14.08.20.. 23:..
Konu: Emanet
Merhaba Devrim,
Aylin'den duyduğuma göre, sen de emanetlerim varmış. :)
Aylin biraz yorgun ve halsiz gibiydi. Ama bana iyileşeceğine ve arkadaşlarına
oturmaya gideceğine söz verdi.
Bu arada sıkıntıdan sana da hoşgeldin diyemedim. HOŞGELDİN!
Sevgilerimle
Bu ileti de asla okunmayacaktı.
Aylin'le yaptığım konuşmayı düşündüğümde, mantığa uymayan bazı hususlar olduğunu fark ettim. Pazar günü akşamı konuşmuştuk. O ve Aybike Amerika'daydılar. Aybike çalıntı ihbarını en geç Cuma günü yapmış ve ihbardan sonra telefon konuşmaya kapatılmış olmalıydı. Pazar günü bile kullanılıyordu. Yenisini Amerika'dan alabilirlerdi ama sim kartını Türkiye'den almalıydılar. Türkiye'deki operatörlerin Amerika'da bayileri olduğunu sanmıyordum. Aklıma pek çok sorular geliyor, garip bir şekilde hepsini uzaklaştırıyordum.
|
Geri | İleri |
1 2 3 4 5 6 7 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35