Back to previous chapter Next chapter
Ana Sayfa     

ÖRTÜLÜ CİNAYET

Ertesi gün emverisi vardı. Bir aksilik olmasın diye emveriden önce yeniden aradım. Akşamki neşesini koruyordu. Ayrıca bahçeye çıkarılacağı için çok sevinçliydi. Onun hali beni de etkilemiş ve ben de neşe içinde emveriden çıkmasını beklemeye başlamıştım.

Büyükadam’ın gafından sonra kendisi gruptan atılmıştı. Görevi, Aylin’in ricası üzerine Dünya üstlenmiş, yaptığı iş kendine çok ağır geldiğinden grup yöneticiliğinden de ayrılmıştı. Büyükadam’ın olmayışı tartışmalara yol açmış ve Dünya, kendisinin psikiyatr olduğunu belirterek Büyükadam’ın kişilik yorumunu yapmıştı. Ona göre, Büyükadam her şeyi abartıyor ve kendisi ilgi odağı olmak istiyordu. Yapılan yorumu ben de destekleyince tartışmalar çok fazla büyümemişti.

Şimdi sıra Büyükadam’ın yol açtığı tahribatı onarmaya gelmişti. Grup’un en aktif üyelerinden Peygamberçiçeği rumuzlu bayan üye ile Deli rumuzlu genç erkek üye arasında tartışma çıkmış, tartışmadan dolayı Peygamberçiçeği atılmış, onu savunan Deli de peşinden gönderilmişti. Bu olayı haksızlık olarak gören Nehire de kendiliğinden gitmişti. Nehire öyle bir üyeydi ki yazılan toplam iletilerin belki yarısı ona aitti. O olmayınca Grup da sessizleşmişti.

Nehire’yi bir fıkrayla beraber Grup’a davet ettim. O da Peygamberçiçeği gelmezse kendisinin de gelmeyeceğini belirtti. Aynı fıkrayı ona da yolladım:

Gönderen: Ali (Bay, 46)
Alan: Peygamberçiçegi
Tarih: 12.07.20.. 23:..
Konu: Eşeğine Bin de Gel

----------

İyi geceler sevgili Peygamberçiçeği.

DELİ sizi savunduğu için sizden hemen sonra gruptan atıldı. Sizi gruptan atan şu anda gruptan atılmanın acısını çekiyor. Aynı sizin gibi. Gönül bu acı olayların hiç yaşanmamış olmasını isterdi. Nehire de sizin arkanızdan gitti ve dönmek için sizin de gruba dönmenizi şart koştu. Kırılan gururunuzu nasıl onarabileceğimizi bilmiyorum. Onarılabilir mi onu da bilmiyorum ama gönül sizin dönmenizi arzu ediyor. Grup üyeleri de benimle aynı kanaatteler.

Neyzen Tevfik bir sebepten dolayı kızmış ve bir daha bu meyhaneye adım atmayacağım diye yemin etmiş. Aradan bir süre geçmiş. Meyhanedeki dostları bakmışlar ki Neyzensiz olmuyor, kapısını aşındırmaya başlamışlar. Fakat Neyzen Nuh diyor peygamber demiyor. Neyzen Tevfik'in de bu durum içinde ukde olmaya başlamış. Bir Akşam, arkadaşlarının gözleri fal taşı gibi açılarak kapıya bakmışlar. İçeriye bir eşek girmektedir. Üzerinde de Neyzen Tevfik.

Sevgilerimle.

Gönderen: Peygamberçiçeği
Alan: Ali (Bay, 46)
Tarih: 12.07.20.. 23:
Konu: yn:Eşeğine Bin de Gel

Neyzen öyle yapmışsa sorgusuz sualsiz bir sebebi vardır. Üstat bilir işini.

Benim eşeğim yok ama yapraklarımı cilalayıp geleceğim.

Sevgiler, Peygamberçiçeği

Nehire ile bu konuyu anlık sayılama yaparken (MSN’de bu konuyu konuşurken) Peygamber çiçeğinin cevabını anlattım. Onu getirebilecek iki kişinin bulunduğunu, birinin kendisi, diğerinin de Deli olduğunu yazdım. O da Peygamberçiçeği’ni iletilemiş, gelmeyeceği cevabını almış. O gelmeyince kendisi de gelmeyecekti. Konuyla ilgili sözlerini “elveda Sevgi” diye bitirdi. Benimse vazgeçmeye niyetim yoktu. Deli’yi iletileyerek Peygamberçiçeği’ni davet etmesini istedim. O da kabul etti. Bir süre sonra Peygamberçiçeği aramızdaydı. Kendisine şu hoş geldin iletisini yazdım:

Gönderen: Ali
Alan: Peygamberçiçeği
Tarih: 20.07.20.. 10:…
Konu: hoş geldiniz

----------

Sizinle birlikte Sevgi İbadeti Yapanlar grubumuz, yine o güzel günlerine dönmek için çok büyük bir adım daha atmış oldu. Hoşgeldiniz.

Parlattığınız yaprakların ışıltısını gruba da yansıtacağınızdan eminim. :)

Sevgilerimle.

Hemen Nehire’yi de iletileyerek Peygamberçiçeği’nin geldiğini, kendisinin de verdiği sözü tutmasını istedim. O da geldi. Müjdeyi Aylin’e vermek isteyerek körsesledim. Cevap verilmedi. Yeniden denedim ve yine cevap yok. “Anlaşılan uyanacağın yok :) Müjdeyi böyle vereyim: Peygamberçiçeği ve Nehire Sevgi’ye geri döndüler. Sevgilerimle” iletisisini çekerek aramaya son verdim. Ertesi akşam Peygamberçiçeği’nin aşağıdaki iletisiyle karşılaştım.

Kimden: Peygamberçiçeği(Bayan, 35)
Kime: Ali (Bay, 46)
Tarih: 22.7.20.. 04:…
Konu: Ali’ye

Ali bey teşekkür ederim. Ama bunu ' kesinlikle' size borçlular.

Çünkü sizin yaklaşımınız öyle ince ve akıllıca idi ki buna hayır demek benim tarzıma uymazdı. Ve de hayır diyebilecek bir alternatif de bulamadım. Diğerlerine bulduğum gibi işin aslı bu.

13 Temmuz’da, 13:30 sularında emveriye girdi. Bir saat sürecekti. Kendisine dinlenmesi için de birkaç saat tanıyarak 17:00 sularında aramaya başladım. Cevap alamadım. Uyuyor olmasına hükmederek üzerinde fazla durmadım.

Ertesi gün, günlük işlerimi bitirdikten sonra yeniden aradım. Karşımda teyzesi Aybike vardı. Telaşlı bir sesle Aylin’in daha kendine gelemediğini, çok endişe ettiğini söyledi. Hastalığı ile ilgili endişe duymamalıydı. O artık bu konuda geri adım atmayacaktı. Kendisine gelememesinin başka sebepleri olabilirdi. O çok güçlü bir kızdı ve mutlaka gözlerini açacaktı. Daha sonra yine arayacaktım.

Bu durumun Büyükadam kaynaklı olabileceğini tahmin ettim. Onun böyle bir şeye hazır olmadığı için atlatamayabileceği korkusu beni sarmıştı. Saatler geçmek bilmiyordu.

Birkaç saat sonra Aybike ile yeniden bağlantı kurduk. Bir değişiklik olmamıştı. Doktorlar, tıbbi açıdan hiçbir problemi olmadığını, muhakkak onun bir şeye moralinin bozulduğunu söylemişlerdi. Aylin’in Büyükadam sebebiyle moralinin bozulduğunu, ayrıntılara girmeden anlattım. Aybike de benimle konuştuktan sonra rahatladığını ve endişesinin ortadan kalktığını söyledi.

Evet, Aybike’yi ve Özer’i rahatlatmıştım. Peki beni kim rahatlatacaktı? Bu tarz ruhi çöküntüleri öngörmemiş ve Aylin’i hazırlamamıştım. Beyin kanserini yenmiş, mucize yaratmış ama bir densize yenilmek üzereydik. Huzursuzdum. Sürekli dua ediyor, merak içinde gelecek iyi haberi bekliyordum.

Dördüncü gün Aybike, Aylin’e kan verileceğini, doktorların ondan sonra gözünü açacağını söylediklerini, kendine gelir gelmez de beni aratacağını anlattı. Kan bulup bulamadığını sordum. Benim kan grubum tutuyordu. Eğer bulamamışsa derhal yola çıkacak ve üç saat içinde de orada olacaktım. Buldum deyince bir şey demedim. Gece 22:00 sularında Aybike, şu anda kan verilmekte olduğunu söyledi. Kan verecek kişinin rahatsızlığı sebebiyle iki ünite kanı da kendisi vermişti. İçimde bir pişmanlık duydum.

Nihayet gözlerini açmıştı ve şu an onunla konuşuyordum. İçimde bir sevinç vardı. Bir daha o kişi aklına geldiğinde Ali abisini düşünmesini, birini düşünmesini tavsiye ettim. Birine durumu hakkında bilgi vereceğimi, kendisinin şimdi uyuyarak dinlenmesini önerdim. Lütfen öyle demeyin, utanıyorum cevabını alınca kendisi açmadıkça bir daha bu konuyu ben açmayacağım dedim. Bu gece ben de rahat bir uyku uyuyacaktım.

Körsesciyi kapatır kapatmaz Özer’i aradım. Ulaşılamıyordu. Beni araması için sesli ileti bıraktım. Sonra da arkadaşlarımla buluşmak üzere evden çıktım.

Her hafta arkadaşlarla buluşuyor, sohbet ediyor ve kendi şiirlerimizden okuyorduk. O akşam hepimiz bir sürprizle karşılaştık. Aramıza bir de neyzen katılmıştı. Neyin nağmeleriyle adeta kendimizden geçmiştik. Aklıma Aylin gelmiş, uyuyordur diye aramamıştım. Ney sesinin ona da çok iyi geleceğini düşünmüştüm. Aynı saatlerde uyanıkmış ve o da beni aramayı düşünmüş, geç oldu diye de vaz geçmişti. Bunları birbirimize anlatınca ikimiz de keşke demiştik.

00:15 sularına kadar Özer’den bir cevap alamamıştım. Kendim aramaya karar verdim. Meşgul çaldı. Onbeş dakika sonra yine aradım ve yine meşguldü. Yarım saat sonra çaldırdım, meşguldü. 01:30 civarında hâlâ meşguldü. Bu saatten sonra tekrar aramaya gerek görmedim.

Ertesi gün anlık sayılamada meşgul körsescinin sebebini sordum. Manisalı bir arkadaşının aradığını, evlenecek olduğunu ve kendisini düğüne davet ettiğini yazdı. İnandım.

Sonraki gün Aylin ile tahlil sonuçları hakkında konuştuk. Sonuçlar tahminlerin çok üzerinde çıkmıştı. Urda gözle görülür bir küçülme vardı. Kan ve ciğerler temizdi. Son birkaç emveriyi yapmayabilirlerdi. Sezgilerime göre bu durum tedavi süresini bir buçuk yıl kısaltacaktı. “O zaman tedavi süren bir, bir buçuk yıl kısaldı” dedim. Daha sonra doktorlar da bu yönde görüş belirteceklerdi. O gün hastane psikikoloğu da ziyaretine gelmiş ve moralini bozan etkenleri tespit etmek istemişti. İstediği cevapları alamayınca “ben zaten sana faydalı olamayacağımı biliyordum” diyerek odasını terk etmişti. Onun amatör fakat çok etkili bir psikikoloğu vardı.

Hastalığı hakkında her ne söylemişsem gerçekleşmişti. Doktorlardan daima birkaç adım önde gidiyordum. Bu durum, Aylin’in bana kayıtsız, şartsız güvenmesine yol açmış, ağzımdan her çıkan söz bir ayet kuvvetini kazanmıştı. Onun bana güvenini şöyle bir örnekle açıklıyordum: Aldığı ilaçlar nedeniyle sık sık boğazı kuruyor ve o da sık sık sıvı almak zorunda kalıyordu. Ben ona “sıvı senin için zararlı, üç gün sıvı almamalısın” deseydim, hiçbir doktor onu aksine ikna edemezdi.

Onunla ilgili her konuda kendisine danışıyor olmam da aramızdaki bağı güçlendirmişti. Bu, öyle bir bağdı ki hiçbir güç onu koparamaz gibi geliyordu. Ben onu bugüne kadar hiç kimseyi sevmediğim kadar seviyor, onun da beni aynı şekilde sevdiğine inanıyordum. Acaba âşık mı olmuştum? Özer’i niye kıskanmıyordum? Hayır. Bu aşk değildi. Ne olduğunu bilmediğim farklı bir sevgiydi. Ya da ben öyle sanıyordum.

Artık eve dönüş hazırlığı başlamıştı. “Yakında azat oluyorsun” diye takıldım. Gülüştük. 18 Temmuz’da evine çıkacaktı. O gün geldiğinde evindeki neşesini paylaşmak için aramaya başladım. Körsesciye ulaşılamıyordu. Teyzesini çaldırıyordum, o da cevap vermiyordu.

Türkiye’ye gelirken uzmanlar onun dağ havası alması gerektiğini söylemişlerdi. İlk tespit edilen yer Artvin olmuştu. Rusya’da meydana gelen nükleer kazanın etkisi hâlâ devam ediyordu ve bu düşünülerek sonradan cayıldı. Bu sefer de Kars seçildi. Artvin ile Kars arasında aynı sebeplerden dolayı çok fazla fark yoktu. Ayrıca onbeş günde bir emveriye gelmesi gerekiyordu. Mesafe yönünden de uygun değildi. Kars’a şiddetle karşı çıkıyor ve başka, daha uygun yerler tavsiye ediyordum. Şimdi bütün aramalarımın sonuçsuz kalması aklıma bu ihtimali getirmişti. Kendimce de çok sakıncalı bulmuştum. Saat 20:30 sularında Aybike’yi iletiledim: “Aylin’den haber alamadım. Ankara dışına mı çıktı? Ali”. Cevap alamadım.

Gecenin hatırlayamadığım bir saatinde Aylin’e ulaşmayı başardım. Eve nihayet döneceği için çok heyecanlandığını, kendisine sakinleştirici iğne yapıldığını, şimdiye kadar da uyuduğunu anlattı. Aynı gün çok sevdikleri bir komşu kadının vefat ettiğini, Aybike’nin de oraya gittiğini, kendisinin bu olaya bile üzülemediğini söyledi. Sonra:

- Abimin bana kızmasının sebebi…

Back to previous chapter Next chapter
Geri | İleri

Edebiyat Sayfasına DÖN

1 2 3 4 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35