Back to previous chapter Next chapter
Ana Sayfa

ÖRTÜLÜ CİNAYET

Bir yıl boyunca ona hep aşkımı dile getirmiştim. Bana göre âşık değildim. Her ne yaptıysam ya da her ne söylediysem onu düşünerek yapmış veya söylemiştim. Hep onun beni aramasını beklemiştim. Aramayacaktı. Zaten aylardır yeni bir şiiri yayınlanmadığı gibi önceki şiirleri de yayından kaldırılmıştı. Ben onun umurunda değildim. Ben onu henüz unutamamış olsam da ona olan sevgim de oldukça erozyona uğramıştı. Bitmeliydi. O, hep benim kendisine âşık olduğum hayaliyle yaşamıştı. Bu hayal de sona ermeliydi. Son bir şiir daha yazıp bir daha onunla ilgili şiir yazmamalıydım. Yazsam da yayınlamamalıydım.

Kadın Kadın Olmazsa

Bir kadın
Ve bir erkek...
Dost olamaz mı?
Olur sanmıştım.

Sevdim...
Belki, hiç kimseyi bu kadar sevmedim.
Özledim...
Belki, hiç kimseyi bu kadar özlemedim.
Bir zanna kapıldın:
Bu adam Mecnun olmuş dedin.
Aklınca tedbir aldın,
Hoşçakal bile demedin.
Kendini akıllı sanırken bile aptaldın.
Keşke Mecnun olsaydım.
Ben çölleri aşmazdım.
Oralara suyolu olurdum,
Çöl hayat bulsun diye.
Aldandın...
İki kere aldandın güzelim.
Birincisi,
Dostunu Mecnun sanmakla;
İkincisi,
Mecnunluğun suç olduğuna inanmakla.
Mecnunlardan dost olmaz mı?
Hâlbuki ben,
Sadece bir dostu sevmiştim.

Sen Leyla olmak istedin.
Seni kederli görmektense,
Dostun Mecnunluğa razı oldu.
Nefreti yenmeye gücü yetmedi,
Rüzgârın savurduğu kumdaki yazı oldu.

Sevdim...
Belki, hiç kimseyi bu kadar sevmedim.
Özledim...
Belki, hiç kimseyi bu kadar özlemedim.
Sen Ferhat'sın dedin.
Keşke olsaydım.
Ben dağları delmezdim.
Dağdan ovaya yağan yağmur olurdum,
Ova hayat bulsun diye.
Aldandın...
İki kere aldandın güzelim.
Birincisi,
Dostunu Ferhat sanmakla;
İkincisi,
Ferhatlığın suç olduğuna inanmakla.
Ferhatlardan dost olmaz mı?
Hâlbuki ben,
Sadece bir dostu sevmiştim.

Sen Şirin olmak istedin.
Seni ölüme yakın görmektense,
Dostun Ferhatlığa razı oldu.
Nefreti yenmeye gücü yetmedi,
Rüzgârın savurduğu kumdaki yazı oldu.

Başaramadın güzelim.
Sen Şirin Olamadın.
Sen Leyla olamadın.
Boynu bükük Ferhat,
Gönlü kırık Mecnun bıraktın ardında.
Şerefini, gururunu kaybetmiş suçlu bir adam,
Herkesin inandığı bir yalan bıraktın ardında.

İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlarmış.
Israrla sustuğuna göre,
Sen mi insan değilsin,
Beni mi insan görmüyorsun?

Bir kadın
Ve bir erkek...
Dost olur mu?
Olur! ? ...
Kadın, kadın olmazsa.

Sitem içermeyen bütün şiirleri yayından kaldırdım. Bir süre sonra da hepsini sildim. Ortada onun gururunu okşayacak bir şey kalmadı. Bundan böyle beni sayfamdan da takip edemeyeceğinin işaretini verdim.

Son şiirimin yayınlanmasından bir buçuk ay sonra rüyamda onun yeni bir şiir eklemiş olduğunu gördüm. Gerçekten de yeni bir şiir yayınlamıştı. Şiirde sitem olmakla birlikte, sararmış yaprağın sevdasının zorluğunu, çaresizliğini anlatıyordu. Sevdiğinin yanına gidemeyeceğinin belirtilmesiyle de bitiyordu. Bu şiir yüreğimin yağlarını eritmeye yetmişti. İletiledim:

"Bir garip sevdadır bizimkisi. Bazan nefrete kurban etmişizdir, bazan öfkeye. Her defasında, eskisinden daha güçlü yükselmiştir sevdamız. İnkâr boş. Bütün çelişkiler, belki yarınımızın olmayışındandır. Seni, her türlü menfaatten, beklentiden bağımsız sevdim. Ben senin ruhunu sevdim. Canının cismi sende kalsın. Benim sevdam o cisme değildir. Bu aşk mıdır bilmiyorum. Senden istediğim biricik şey, senin iyileşmendi. Sonra, bayramlarda belki hatırlanan bir dost olarak kalmak istiyordum. Bırakmadılar. İçimde, tarifi imkânsız bir öfke var. Bu öfke seni de içine alıyor. Şahsıma yapılan hakaretlerin, suçlamaların ve bana karşı yürütülen psikolojik savaşın hiç birini hak etmedim. Öfkem bundandır. Öfkem geçmiş değildir. Sana ihtiyacım var. Ölümü her canlı tadacaktır. Kim sarı yaprak zamanındadır, kim bilir? Hangimiz önce düşecek toprağa? Ben seni yarının için sevmedim. Kimin yarını vardır ki? Sana, ana sütü kadar ak, ana sütü kadar koruyucu sevgimden başka verebileceğim bir şeyim yok. Bunu ben de biliyorum. Adını bir türlü koyamadığım tertemiz bir sevgi. Biliyorum, sen Leyla değilsin, ben Mecnun değilim. Onların sevgilerinde egoizm vardır. Bizde yok. O halde aşkı ruhlarımıza bırakalım. Sana aşk içinde dostluğu teklif ediyorum. Bunu başarabiliriz. Biz ölsek de dostluğumuz baki kalsın. Başaramazsak da bugünkünden fazla ıstırap çekmeyiz. Dostun olmak isteyen Ali"

Bu iletiden hemen sonra Büyükadam'ın Aylin'in şiirlerine yaptığı yorumlar silindi. Büyükadam aracılığıyla bana karşı psikolojik savaş yürütülüyor tezim doğru çıkmış, suçüstü yakalananların ruh haliyle hareket etmişlerdi.

Günler, günleri kovaladı. Beklediğim karşılık bir türlü gelmiyordu. Hiç kimsenin, hiç kimse için alamayacağı bir karar aldım. Sadece Aylin'in bunu hak edip etmediği konusunda tereddüt ediyordum. Yaklaşık bir buçuk yıl boyunca yaşadığı ıstırabı düşündüm. Yalnızca bu bile hak etmesi için yeterlidir diyerek uygulamaya soktum.

"Aylin, bu son mesajım. Beni hep yok saydın, ben de yok olmaya karar verdim. Aramızda o kadar çok keşke var ki, bir bir saymaya gerek yok. Söyleyecek o kadar çok sözüm var ki, bunlara da yerim yok. Hangisi zor? Sarı yaprak zamanında sevmek mi, sarı yaprak zamanındakini sevmek mi? Beş dakika sonra öleceğini bilsem, o beş dakikayı seninle geçirmek için bir ömür veririm. Bütün kırgınlığıma, öfkeme rağmen hâlâ gururumu ayaklar altına alabiliyorsam seni sevdiğimdendir. Benimle neden konuşmadığını anlayamıyorum. Sana ne yaptım? Akrabaların, arkadaşın, senin ve hastalığınla yaptığım savaşı kaybettiğimi anlıyorum. Ben yenildim. Başım önümde savaş alanını terk ediyorum. Sana, benimle ilgili yalan ve iftiralarla geldiklerini biliyorum. Onlarla hesabımız, var olduğu söylenen "Hesap Günü"nde görülecektir. Cennet'e gitmek gibi bir derdim yok. Hz. Ömer gibi Cehennem'i talep eden bir insanım. Onun için onlardan kazanacağım sevapları sana hediye ediyorum. Karşılığında da senin günahlarını istiyorum. Mahşer'de belki cayarım diye bu, Tanrı'ya karşı yazılı taahhüdümdür. Yazdığım şiir ve mesajların hepsi, seni konuşmaya zorlamak içindi. Dostluk, aşk, nefret, öfke; hakaret, suçlama, başa kakma, hepsini kullandım. Bir kere başardım, onda da kontrolümü kaybettim. Sana karşı tek hatam budur. Umarım bağışlarsın. Ben seni bir yar gibi, bir dost gibi, bir çocuk gibi sevdim. Şimdi: Her şey bitti... Sadece Ali."

17:30 sularında körsescim iletilendi. İleti Aylin'dendi. Nihayet suskunluğunu bozmuş ve yazmıştı. Okudum:

"BENİ BU ANLAMDA SEVMENİZE SEBEP OLACAK NE GİBİ BİR DAVRANIŞIM OLDU? BENİ BUNUN İÇİN SUÇLAYAMAZSINIZ. SİZİ GERÇEKTEN BİR AĞABEY GİBİ SEVEN BİRİNE BU ŞEKİLDE SİTEM ETMENİZE, ÖFKE DUYMANIZA İSE HİÇ Mİ HİÇ ANLAM VEREMİYORUM. AİLEME GELİNCE: SÖYLEDİKLERİ SİZİN DUYGULARINIZIN BİR KARDEŞ SEVGİSİ OLMADIĞI İDİ. BU BİR İFTİRA MI OLUYOR SİZCE! NİYE SEVİYORSUNUZ DİYE SUÇLAYAMAM ANCAK BU SİTEMKÂR CÜMLELERİ, BU ÖFKEYİ, NEFRETİ VB DAVRANIŞLARINIZI DOĞRU BULMADIĞIMI SÖYLEMELİYİM."

Aşık olduğum için suçlanmamışsam neyle suçlanmıştım? Aylardır çektiklerim neydi? Kendisi başta olmak üzere çevresindeki herkesin bana karşı gösterdikleri açık ve net tavır nereden kaynaklanmıştı? Hakaretleri ve tehditleri yok sayıla bilir miydi? Ona asla "beni neden sevmiyorsun" diye sitem etmemiştim. Öfkem, beni düşürdükleri durumaydı. "sen ne yapmak istiyorsun" diye sorulsaydı yapılanları hiç dert etmeyecektim. Sözlerime inanmak zorunda değillerdi. Savunmam alınmadan neden çamur atmışlardı? Bütün bu soruları ona soramayacağımı biliyordum. Bazı şeyleri de dokundurmam gerekiyordu.

"Nereden biliyorlarmış? Benim duygularım, ben kimseye söylemedikçe kimseyi ilgilendirmez. "25 yaşındaki bir kızı inandırabilirsin abi olduğuna ama beni asla. Adrenalin arıyorsan beni başına bela et yeter" bana ilk yazılan mesaj bu. Bunun tercümesini yapar mısın? Bana gösterilen tepki, sizin suç saydığınız fiilleri ve daha fazlasını işlemiş olan Büyükadam'a niye gösterilmedi? Benim suçum daha büyük olmalı. Ne? Bana hesap sor diye yalvardım sana. Neden sormadın? Keşke bana güvenmeye devam etseydin."

"O MESAJDAN KISA SÜRE ÖNCE SİZİN KONUŞMA BİÇİMİNİZ FARKLILAŞMIŞTI. BU BENİ HEM ÇOK ÜZDÜ HEM GÜVENİMİ YIKTI. ARADAN BAZI ŞEYLERİ ÇIKARMAYIN. BÜYÜKADAM'A GELİNCE, SORUN BAKALIM BAŞINA NE GELMİŞ!"

Eğer bu iletileri yazan Aylin ise her şeyden haberi varmış demekti. Konuşma biçimimin farklılaştığı doğruydu. Tam iyileşmekte olan sevdiği bir insanın birden daha kötü duruma düştüğünü gören herkes duygu yüklenirdi. Ben de yüklenmiştim. Aşkı suç saymadığını iddia ettiğine göre bu duygululuğu suçlama sebebi olarak gösteremezdi. Ne hikmetse iki iletiden de çıkan sonuç: Aşkın suç olduğuydu. Kendisiyle çeliştiğinin farkında mıydı acaba?

Aradan çıkarılanlar, yapılan suçlamanın şeklini mi değiştiriyordu ki onları çıkarmayın diyordu.

Back to previous chapter Next chapter
Geri |İleri

Edebiyat Sayfasına DÖN 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 32 33 34 35