Back to previous chapter Next chapter
Ana Sayfa

ÖRTÜLÜ CİNAYET

Bilsinler ki ben pay istemiyorum.
(Bu hikâyenin son kıtası yazılmamıştır. Yazılmamasını umuyor ve bunun için dua ediyorum)
Şerefsiz Ali /DETAY-K)/

Soru 63) DETAY-K
NEDEN" ŞEREFSİZ" İFADESİNİ KULLANDIĞINIZLA İLGİLİ DUYGU VE DÜŞÜNCELERİNİZİ BELİRTİNİZ.

Cevap 63) DETAY K

Bu söz Sayın Cemal'den alıntıdır. İnşallah özür dilemek zorunda kalmaz.

Soruların bazılarının kasıtlı ve taraflı olduğunun farkındaydım. Bazı sorular ise soranın zekâsında noksanlıklar olduğunu gösteriyordu. Benim yazdıklarımla hiç ilgisi olmayan sorular vardı. Bunlara rağmen gelen soruları, sürekli yazarak iki gece boyunca hiç uyumadan yaklaşık yirmi dört saatte ancak cevaplayabildim. Bütün sorulara samimiyetle cevap verdim. Bir tek Aylin'in duygularının tahliliyle ilgili soruya onu korumak için yanlış cevap verdim. Aslında uzun süredir onun duygularının değiştiğinden şüpheleniyordum.

Dünya'ya bu sorgulamanın analizi için iki hafta verdim. Mesajında belirttiğine göre benim cevaplarımdan da sorular çıkaracak ve konuyu en ince ayrıntılarına kadar inceleyecektik. Henüz bir hafta geçmemişti ki Aylin'in şiir sayfasına girmeyi düşündüm. Ben bu sorgulamaları cevapladığım tarihte onun da kısa bir şiiri yayınlanmış. Bu yeni bir şiirdi. Artık iyileşemeyeceğini çünkü yıkıldığını anlatıyordu. Şiirin bana yazıldığına hükmettim. Bu şiirde kendisini yıktığım ve bu yüzden iyileşemeyeceği anlatılıyordu. Kendisine benim hakkımda ne söylenmişti? Benim ne yaptığımı sanıyordu? Kendimi ona nasıl anlatacaktım? Sorular... Sorular... Ve ağzımdan dökülmeye başlayan mısralar... Gönlümden geçen mısraları kâğıda döktüm. Bu bir cevap şiir olmuştu. Şiirin başlığını "Kırık Kalbe" diye düşündüm. Ancak dikkat çeker gerekçesiyle vaz geçtim ve "Kırık Kalp" koydum. Bir taraftan sayfamda ve grubumda yayınlarken bir taraftan da belki Aylin'e iletir diye Devrim'in özeline gönderdim:

Kırık Kalp

Çağların ötesinden kendine kalp sunulan,
Başka ses, başka ışık arar mı, arar mı hiç!
Görünüşe aldanıp gerçeklerdir sanılan,
Her türlü yalanları sarar mı, sarar mı hiç!

Ömürler tükenip de üfleyince İsrafil,
Kaybedilen zamandır, kalbimdeki yer değil.
Umut tükense bile yine sevecektir dil,
Üçüncüler güveni yarar mı, yarar mı hiç!

Odunla yansın bağrım, yük değil senden gelen,
Kanatırsa kanatsın göğsüme batan diken.
Dertlerinle ağlayıp, mutluluğuna gülen,
Bugün de yollarından ırar mı, ırar mı hiç!

Karşılık beklemeden sadece seven seni,
Sen, ister mi sanırsın bekleyen o kefeni...
Sana hiç yüksünmeden arzulayan gülmeni,
Bir gönüle gel diyen kırar mı, kırar mı hiç!

Onun yazdığı her mısraa cevap vermiş oluyordum. Aylin'in şiirinin yorumunu da:

" Sevgili Dünya,

Aylin'in şiirinde ki "gelemem ki" kelimesi, şiirin genel akışına uymamaktadır. Sanki oraya özellikle konmuş ve bu kelimeye dikkat çekilmek istenmiş gibi. Burada şair, kendisine yapılan bir çağrıya icap edemeyeceğini belirtmektedir. Bu çağrı, bence "Kırlangıç" şiirindeki "gel" çağrısıdır. Buradaki gel çağrısı, onun iyileşip dönmesi manasında kullanılmıştır. Uyamayacağının vurgulanması ise "artık iyileşemem" manasınadır. Öyle ki, en çok sevdiklerinden bile darbe yedikten sonra yaşamanın ne anlamı kalırdı ki?..

Onu mutlaka aramalı ve gelmeye ikna etmelisin.

Sevgilerimle."

Şeklinde yaparak Dünya'ya sayıladım (elektronik posta olarak gönderdim). Cevap alamadım. Dünya benim cevaplarımdan sonra MSN'de görünmediği gibi site de yoktu. Neler oluyordu? O doçent psikiyatr olduğuna göre benim yazdıklarım arasındaki yalan kırıntılarını bile çekip çıkarabilecek eğitim ve bilgiye sahipti. Yazdıklarımın hepsi doğru ifadelerdi. Kaldı ki dört dörtlük bir anlatı uyduracak zamanım da yoktu. Yazdıklarımdan öz ağabeyinden bile fazla onu düşündüğüm ve korumaya çalıştığım ortaya çıkmış olmalıydı. O zaman problem neydi? Tekrar Cemal'in ileti kutusuna bakmalıydım. Belki orada bazı ipuçları bulabilirdim.

Cemal'in sayfasında, Özer'in 3 Eylül tarihli "TEŞEKKÜRLER... TEŞEKKÜRLER... TEŞEKKÜRLER..." başlığı altında bir iletisi vardı. Aylin'le yeniden görüşmeye başladıklarını ve Cemal ağabeyine teşekkürlerini iletiyordu. Aylin Özer'le görüşmeyi kesmiş miydi? İletiden o anlaşılıyordu. Başka bir şey daha anlaşılıyordu: Özer, Aylin'i kendisiyle görüşmüyor diye Cemal'e şikâyet etmişmiş. Ne haysiyetsiz bir insanmış ki kendisiyle görüşmek istemeyen kızı ağabeyine şikâyet ederek kendisiyle görüşmeye zorlamıştı. Onun hakkında yanılmamıştım. Kendi menfaati için anasını bile satmaktan çekinmeyecek bir erkek bozuntusuymuştu.

İletileri okumaya devam ediyordum. Benim birkaç grup üyesine gönderdiğim yazıyı Özer ele geçirmişti. Sanırım ona da Grup üyelerinden İmdat göndermiş olmalıydı. O da Cemal'e iletmişti. Yine aleyhimde bir takım yazışmalar yapmışlardı. Benim böyle bir ileti yollamış olmamın Aylin'i üzeceğinden bahisle "ne biçim abi bu?" diye sitem ediyorlardı. Hem kendilerinin yaptıkları yıkımın farkında değillerdi, hem beni abi olmamakla suçladıklarını unutmuş görünüyorlardı. Galiba birbirlerini aklamaya çalışıyorlardı. Benim sorgulama cevaplarımın sonuncusunun gönderildiği gün tarihli Özer'in "Bağlantı Yine Koptu" başlıklı bir iletisi daha vardı. Cemal bunu açmamıştı. Cevaplarım ona da ulaşmış olmalıydı.

Cemal'in ileti kutusundan çıktım. İçimde bir umut kıpırdanır gibi oldu. Özer'in iletisinin okunmamış olması, bana inandıklarını gösteriyor olmalıydı. Hâlâ bana karşı sessizlik politikası izlenmesinin sebebi neydi? Ağabey olduğumu ispatladım sanıyordum. Yoksa sıkıntı karşı tarafta mıydı? Aylin'in bana âşık olduğu ortaya mı çıkmıştı? Bundan dolayı mı bana tavır alınıyordu? Zavallı kız acaba şimdi ne haldeydi? Yine gözlerimin önünde yatağına uzanmış, dudakları çizgi halini almış bir kız hayali belirdi. Yüreğim burkuldu. Adresi belli olmayan isyanlar içindeydim. Kendimi sokağa attım. Görmeden, bakmadan; nerede olduğumu bilmeden yürüyordum. Aylin bütün benliğimi sarmıştı. Onu çok merak ediyordum. Şiirinde iyileşemeyeceğini söylüyordu. Hayatından endişe ediyordum. Şahsıma yapılmış olan suçlama, hakaret ve tehdit hiç aklıma gelmiyordu. Şimdi bu kız ne olacaktı? Bir çözüm, bir çıkış arıyordum, bulamıyordum. Dünya, "seninle irtibatı kesmeyeceğim" derken samimi gibiydi. Peki ne olmuştu? Ben ona bir hasta olarak müracaat etmiştim. Hangi hekim hastasını yüzüstü bırakırdı ki? Yoksa Cemal, "bırak şu herifi" mi demişti? Cemal bu kadar güçlü müydü? Yürüyor, yürüyordum. Aklımda yığınla cevapsız sorular vardı. Bütün sorular, "Aylin şimdi ne haldedir", "Aylin ne olacak" sorularına çıkıyordu. Uygulanamaz kararlar alıyor, sonra da "bunu nasıl yapacağım" diyerek cayıyordum. Bunalıyor, daralıyor, çaresizliğin pençesinde kıvranıyordum. Saatlerce yürümek, beni bir nebze olsun rahatlatıyordu. Delilerin neden sürekli yürüdüklerini galiba şimdi anlar gibi oluyordum.

Uzun yürüyüşlerim sırasında kafamda

"Her gece,

Her gece kilometreler eriyor ayaklarımda" mısraları çınlıyor, arkası bir türlü gelmiyordu.

Aylin'in beni telaşlandıran, hayatı suya benzeterek dökülmesini ve geriye anıların kalmasını anlatan bir şiiri daha yayınlandı. Bu kız kendini ölmüş mü görüyordu? Bu şiiri ben yazmalıydım. Onun hayatı, benim avuçlarımdaki su gibiydi ve benim avuçlarımdan dökülmüştü. Nedense Aylin yazmıştı.

Dünya'dan hayır yoktu. Devrim'e yazsam acaba okur muydu? Sanırım başka bağlantı noktam da kalmamıştı. Yazmaya karar verdim.

Kimden: Ali (Bay, 46)
Kime: Devrim (Bayan, 25)
Tarih: 24.9.20..19:..
Konu: LÜTFEN OKU! ! !

Aylin'in yazdığı son iki şiir de bir vazgeçişin, bir umutsuzluğun, bir inançsızlığın anlatımıdır. Aylin'e benim hakkımda ne anlatıldı bilmiyorum. Sanırım sen biliyorsun. Ben onu üzecek hiç bir şey yapmadım. Ona karşı hiç bir suç işlemedim. Nedense kimse benim de cevaplarım olabileceğini düşünmeden beni suçluyorlar. Benimse odaklandığım tek şey onun bir an önce iyileşmesiydi. Şimdiki vazgeçişi beni çok üzüyor ve 25 gündür rahat bir uyku uyuyamıyorum. Şu anki kriz, ağabeyinin yanlış yönlendirilerek şahsıma hakaret ve tehdit savurmasından kaynaklanmıştır. Hem açmayacağını bildiğimden, hem de onu daha çok üzerim endişesinden arayamıyorum. Aylin'e asılmakla suçlanıyorum. Böyle bir şey olsaydı, bunu Aylin'in bilmesi gerekmez miydi? Sırlar sebebiyle ona zarar vermemek için susuyorum. Lütfen onunla konuştuğunuzda, kendisine 'ne olur benden şüphe etme! ' dediğimi söyler misin?

Sevgilerimle.

Acaba okuyacak mı merakıyla sık sık gönderilen iletiler kutusuna girip okunup okunmadığına bakıyordum. İleti 19:00 sularında okundu. 02:00'ye kadar karşılık gelecek mi diye bekledim. Gelmedi. Son bağlantımı da yitirmiştim. Daha fazla beklemenin anlamı kalmamıştı ve ben de yattım.

Öğle saatlerinde yayınevinden haber var mı diye ileti kutuma baktığımda Devrim'in yazısıyla karşılaştım.

YANITLANAN MESAJ
Gönderen: DEVRİM (Bayan, 25)
Alan: Ali (Bay, 46)
Tarih: 27.09.20.. 03:..
Konu: Yn: LÜTFEN OKU! ! !

Tabi ki iletirim endişeniz olmasın.

Ali abi affınıza sığınarak sizden bir şey rica etmek istiyorum. Gruptaki bazı arkadaşlara bir mesaj göndermişsiniz bu konu ile ilgili, bana mesajın tamamını ilettiler. Ve birçoğu Aylin döndüğünde onunla konuşmayacaklarını söylüyorlar. Bunu hak etmiyor ve çok üzülecek. Şimdi sağlığına kavuşsa bile o zaman bunları duyduğunda yıkılacak. Çünkü en önem verdiği şeylerin başında insanların kendisi hakkındaki düşünceleri gelir. Kötü bir insan olarak tanınmak onun için ölümden beterdir. Daha önce gönderdiğiniz mesaj elden ele dolaşıyor. Kim haklı kim haksız tartışmasına girmiyorum, bu noktada benim tek derdim can dostumun sağlığına kavuşması. Doğru veya yanlış, ama Cemal abi kimseye mesaj göndermedi bu konu ile ilgili. Sadece size yazdı. Çünkü sözünü ettiğiniz Cemal'in mesajını kimse bilmiyor. Ben Cemal abi'den bu mesajı bana göndermesini istedim (ki onlar 15 yıllık aile dostlarımız, beni Aylin'den ayırmaz buna dayanarak istedim) mesajı göndermediği gibi tek kelime dahi söylemedi hakkınızda. Ve onun kardeşi ile ilgilenmediğini vb. yazmışsınız. Ancak o herkesin hayran olduğu bir ağabeydir. Herkes bu aileyi her şeyleri ile örnek gösterir. Ayrıca ailesinin tüm fertlerinin ev dışındaki güvenliğini sivil polis tarafından koruma altında tutmaktadır. Bir dediğini iki etmez hiçbir zaman kız kardeşinin. O uzaktayken bile ailesini asla ihmal etmeyen bir insandır.

Şiirlere gelince; birini geçen yıl, diğerini ise ortaokulda iken Türkçe ödevi için yazmıştı. Ve onları ona sürpriz olsun, mutlu olsun diye ben ekledim.

Kimseyi suçlamıyorum. Açıkçası beni ilgilendirmediğini düşünüyorum. Beni ilgilendiren önce de sözünü ettiğim gibi arkadaşımın, kardeşimin bir an önce sağlığına kavuşması.

"Tabi ki iletirim endişeniz olmasın" ifadesine rağmen Devrim'in iletimi Aylin'e iletmeyeceğini anladım. Çünkü şiirler hakkında yalan söylüyordu. Onları o eklememiş, Cemal eklemişti. Cemal birinci şiiri bir başka grupta da yayınlamış ve altına yazılış tarihi olarak 1 Eylül tarihini koymuştu. Dünya'ya yazdığım şiir yorumundan sonra şiirin altına bir yıl önceki tarih atılmıştı. Eğer bu şiiri Devrim yayınladıysa Dünya'ya yazdığım yorumdan da haberi olmalıydı. Ayrıca ben Aylin'i onların sandığından daha iyi tanıyordum. O şiirin eski şiir olamayacağını bizzat Aylin'in ağzından biliyordum. İkinci şiir ise ortaokul öğrencisinin yazamayacağı bir şiirdi. Hangi ortaokul öğrencisi hayatı suya benzetip de yere dökerdi ki? Hele hele Aylin gibi çocukluğunu mutlulukla geçirmiş biri asla böyle benzetme yapamazdı. Lise veya üniversite yıllarında yazdı deseydi daha inandırıcı olurdu. Yalan söyleniyordu ve söylenen yalana benim inanmam istenmiyordu. Amaçlanan neydi? Devrim'in yazımı okuması ile cevaplaması arasında sekiz saatlik fark vardı. Sanki iletimi biri veya birilerine göndermiş de talimat beklemiş gibiydi. Zaten metinden ve söylenen yalanlardan da bu anlaşılıyordu. Nasıl bir arkadaştı bu? Eğer gerçek arkadaş olsaydı iletim aramızda kalır ve ricama evet veya hayır karşılığını verirdi. O, Aylin'in değil Cemal'in arkadaşıymıştı.

Öğle servislerinin kalkmasına çok az zaman kalmıştı. Devrim'e de cevap yazmam gerekiyordu. Neden acele ediyordum sanki?.. Öğleden sonra yazsam çok daha iyi olacaktı. Sabırsızdım işte!

Back to previous chapter Next chapter
Geri | İleri

Edebiyat Sayfasına DÖN 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35