|
Ana Sayfa |
Kimden:Ali (Bay 46)
Kime: bazı üyeler
Tarih: 31.8.20.. 10:..
Konu: Bu Hakareti Hak Ettim mi?
Dün akşam Cemal'den bir mesaj aldım. Kendisinin yaklaşık bir buçuk ay önce yapması gereken şeyi, bugün ben yapmak zorunda kaldığım için şahsımı Aylin'e asılmakla suçlamakta, 25 yaşında bir kızı kandırabileceğimi ama kendisini kandıramayacağımı, adrenalin arıyorsam başka kapıya, bela arıyorsam kendisinin yeteceğini özet olarak söylemektedir. Kendimi savunacak değilim. Yalnız neden bu kadar beklediğini merak ediyorum. 14 Haziran'da gruba yazdığım yazı, 15 Haziran'da yayınladığım şiir yeterince delil teşkil etmiyor mu? Bu geçen iki buçuk ay zarfında 300 lirayı geçik telefon faturası yeterince delil teşkil etmiyor mu? Kim kime menfaatsiz bir lira harcama yapmaktadır ki? ! . O zaman teşekkür ediyordu! ? Bugünse hakaret ve tehdit! ? Aylin'in isteği üzerine yazılmış olan ve ancak kendisinin izni ile yayınlanan 'Kırlangıç' şiiri de bir delildir. Bunlar problem olmuyor da, üç taksitte ödenecek 27 lira problem oluyor. Aylin'in düşeceği ruh halini düşünmek bile istemiyorum. Aşağıdaki 'İnşaat' şiiri bu durum öngörülerek yazılmıştır.
İnşaat
Hani,
Bir inşaata başlamıştık ikimiz,
Temeli inancımızdı.
Kolonlar gülümsememiz,
Kirişler güvenimizdendi.
Duvarları bizdik,
Çatısı ise sevgimiz.
Şimdi...
Bir sessiz ağlayışın,
İçime akan gözyaşları kaldı bende.
Binamız,
Bir üfürükle
Yıkılacak kadar sağlam mıydı?
Hani,
Oniki şiddetindeki deprem bile yıkamazdı...
Bu mesaja verdiğim cevap aşağıdadır:
'Bu sözleriniz çok ağır ve hakaret içeriyor. Sadece çok üzüldüğümü ve hayatınızdan tamamen çekildiğimi söylemekle yetineceğim. Siz, beni anlayabilecek kapasitede olduğunuza inanıyor musunuz? '
Bunun da cevabı gelmiştir ama okumaya gerek görmediğimden silinmiştir.
Şu anda Sevgi İbadeti Yapanlar'dan bir daha dönmemek üzere ayrılmış bulunmaktayım. Kurduğum 'Sevgi Yuvası' grubundayım. Sevenlerimi bekliyorum.
Sevgilerimle.
Yazdıklarımın çoğu cevap vererek beni haklı bulduklarını söylüyorlardı. Grubuma ise yalnızca bir bayan üye geldi. Kafalarda bir takım soru işaretleri olmalıydı. Birkaç gün beklemeye karar verdim.
Yazdığım yukarıdaki iletiden sonra rahatlamıştım. Kendimi çok hafiflemiş hissediyordum. Meğer ne kadar büyük bir stres altındaymışım da haberim yokmuş.
Mutlu günler kısa sürdü. Cemal'in mesajının anlamı neydi ve nereden icap etmişti? Yoksa bana ihtiyaçları mı kalmamıştı? Hakaret ve tehditle beni uzaklaştırmak mı istemişlerdi? Merak dalgası içime içime işlemeye başlamıştı. Ben Cemal'in şifresini biliyordum. Aylin bana söylemişti. Bu aklıma gelince gerekli ipuçlarını orada bulabileceğimi düşündüm. Yanılmamışım, oradaymış. Cemal ile Özer arasında bir seri yazışma olmuştu.
Gönderen: Cemal (Bay, 44)
Alan: Özer (Bay, 26)
Tarih: 30.08.20.. 19:..
Konu: selam
---
Özer nasılsın? Çok acil girmiştim. Mesajına yeni yanıt verebildim. Öncelikle sana çok teşekkür ederim genç dostum.
Başından beri sinirlerimi bozuyor bu pislik. Pis yüzünü göstermesini bekliyordum. Senin mesajından az önce mailimde dayımın gönderdiği mesaj örneklerini ve konuşma kayıtlarını buldum. Ayrıca Aybike ile bir telefon görüşmesi yapmış, daha önce Aybike anlatmıştı (seninle ilgili). Yaşından da utanmıyor kalkmış 26 yaşında bir genci kıskanıyor ahlaksız.
Meydan tamamen kendine kaldı sanıyor şerefsiz.
Can, yine çıkmam gerekiyor. Mesajı benim sayfadan oku, çok ağır yazmadım gerçi. Eğer laftan anlamaz ve pisliğe devam ederse görüşeceğiz o zaman...
NOT
1) Eğer Ali şerefsizinden mesajıma yanıt gelirse okuyup, yanıtlayabilirsin. Ağzına ne geliyorsa say...
2) Ben gelirsem sayfama giremem diye düşünme, Aybike'nin sayfasından sana ulaşırım merak etme.
Kendine iyi bak sevgili Özer, görüşmek üzere en kısa zamanda... Tekrar teşekkür ederim yürekten... Sevgilerimle...
Gönderen: Özer (Bay, 26)
Alan: Cemal (Bay, 44)
Tarih: 31.08.20.. 08:..
Konu: Yn: selam
----------
Merhaba Cemal abi...
Mesajlarınızı ve onun gönderdiği mesajı okudum. Dün akşam giremedim nete, meraktan öldük desek yeridir ama değmiş :) Akşam Aylin'le görüştüğümde yarım saattir aramıyor demişti, demek ki sizin mesajınızdan sonra aramalarını kesti. Düşünebiliyor musun abi, yarım saat aramamasını artık nimet kabul etmeye başladı..:(
Herşey için çok teşekkür ederim abiciğim....
SENİ SEVİYORUM...
Kardeşin Özer...
Gönderen: Cemal (Bay, 44)
Alan: Özer (Bay, 26)
Tarih: 31.08.20.. 19:..
Konu: selam
---
Hayırlı kandiller genç dostum.
Kendine hâkim olamayıp bir hata daha yapsın diye bekliyorum. Kayıtları dinlesen bana hak verirsin biliyorum can. Neyse canını sıkmayayım. Nasılsın bu arada, bak yine hatır sormayı unutuyordum az kalsın. Şimdi bir genç dostumun güzel şiirlerini okumaya gidiyorum, tanır mısın bilmem: Özer.
Çok çok iyi bak kendine. Ayrıca tekrar teşekkür ederim duyarlılığına.
Biraz çakal bekleyeyim :)))
Sevgilerimle
Bu iletileri okuyunca başıma gelenlerin müsebbibinin Özer olduğunu anladım. Utanmaz, sıkılmaz, adi herif yaptıkları yetmiyormuş gibi gereksiz yalanlarla da tezini güçlendirmeye çalışıyordu. Peki ama ne olmuştu? Bazı şeyler yavaş yavaş hafızamın derinliklerinden çıkıyordu. Bir grubun yarışmasına soktuğum Kırlangıç şiirine Özer'in puan vermediğini 28 Ağustos sabahı öğrenmiştim. Hâlbuki ben tam puan bekliyordum. Hiç puan verilmemesini tavır koyma olarak algılamıştım. Akşama kadar düşündükten sonra onu MSN'den yasaklayarak çıkarmıştım. Sanırım benim kendisi hakkındaki tespitlerimi Aylin'e anlatmamdan korkarak kendisine yakın gördüğü Cemal ağabeyine bir mesaj yazmıştı. Mesajın içeriğine ulaşamamakla beraber Cemal'in bana yazdıklarına bakarak tahminde bulunmak zor değildi.
Huzurlu günlerim çok çabuk bitmişti. Okuduklarım, kurbanın sadece ben olmadığımı gösteriyordu. Kendisini sevdiklerini iddia eden iki adam, sadece beni değil Aylin'i de yıkmışlardı. İlk kez onun ne halde olduğunu düşündüm. Gözlerimin önünde bir hayal belirdi: Yatağında sırt üstü çaresizlik içinde yatan genç bir kızın yüz mimikleri. Şaşkınlık, öfke, acı ve olanları anlayamamanın ortaya çıkardığı allak bullak yüz ifadesi ve kısılmış dudaklar. Yüreğim burkuldu. Gözlerime yaşlar doldu. Ağlıyordum. Şimdi bu kız ne olacaktı? Artık kanser hakkında bayağı bilgi sahibiydim. Bırakın beyin kanserini, diğer kanserlerden kurtuluş bile yüksek moral ve sınırsız iyileşme inancını gerektiriyordu. Görüştüğüm kanseri yenmiş hastalar da yeneceklerine kesin inançlarının olduğunu söylüyorlardı. Benim yaptığımı söylediğim şeyler, benim hüsnü kuruntum değil bir vakıaydı. Kaldı ki beyin kanserinin tedavisi yoktu. Eğer sadece ilaçlarla iyileşme olsaydı bu hastalıktan kurtulan en azından birkaç insan olurdu. Yoktu.
Bana yakıştırılan suçun doğru olup olmadığı önemli değildi. Suçlamanın yapılmış olması, Aylin'i ihanete uğramış duygusuna götürecekti. Sağlam insanlar bile bu duyguya kapıldıklarında yaşama arzusunu yitirirlerdi. En çok güvendiği, en çok inandığı ve en çok sevdiği insandan bile kazık yedikten sonra yaşamanın ne anlamı kalırdı ki? Vücut bir süre daha iyileşmeye devam edecek, sonra duracak ve gerilemeye başlayacaktı. Ölüm kaçınılmazdı.
Yeniden geriliyordum ve sanki bu seferki benim tahammül sınırlarımı aşıyordu. Kendimi sokağa attım. Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm. Kaç saat yürüdüğümü bilmiyordum. Hep Aylin'i düşünüyor, bir şey yapamayacak olmanın ezikliğini ruhumun ta derinliklerinde duyuyordum. Bir taraftan beynim harıl harıl çalışırken, bir taraftan da kendimle konuşuyordum. Bu uzun yürüyüş bana iyi gelmişti. Bir nebze olsun rahatlamıştım.
Eve geldiğimde Cemal'in yazısına yeniden döndüm. Benim Kucak aşireti ile ne ilgim vardı ki? Cemal'in bu aşiretle bir davasının olduğunu bile bilmiyordum. Sanırım kendisinin gücünü göstererek bana gözdağı vermeye çalışıyordu. Yalnız bilmediği bir şey vardı: Ben Cemal'den de, onu koruyanlardan da çok daha zekiydim. İstediğim zaman onu bulabilir ve kardeşinden önce asri mezarlığa gönderebilirdim. Bunu da tereyağından kıl çeker gibi yapardım. Benim bu yeteneğim ve bilgim vardı. Ancak yaşadığım hayat, bana "ben birini vuracağıma, biri beni vursun" ilkesini öğretmişti. Cemal, gençlik yıllarımda olmadığıma dua etmeliydi. Sonraki olaylar, buna çok daha fazla dua etmesi gerektiğini gösterecekti.
Körsescilerin dinlenmesi ve kaydedilmesi, gocunacak bir şeyim olmamasına rağmen çok sinirime dokunmuştu. Bu nasıl bir hastaneydi ki konuşma dinliyor, onları kaydediyor ve gerektiğinde kullanıyordu? Bütün bunlar da Amerika'da yapılıyordu. Bu hastane personeli, sağlıkçı değil istihbaratçı olmalıydı. Yoksa Amerika'da değiller miydi?
Grubuma Bedriye rumuzlu üyeden başka gelen olmamıştı. Eski grupta saygınlığım olduğu konusunda yanılmıştım. Öyle anlaşılıyordu ki bu âlemde her şey sahteymişti, dostluklar bile. Ali abi, Ali abi diye çevremde dolaşıp bana en mahrem sırlarını açanların umurunda bile değilmiştim. Hâlbuki bu sırlar yüzünden yoğun gerilim yaşamış, ağır geldiği için üyesi olduğum grupların çoğundan ayrılmıştım. Biz bir aileyiz diyenlerin ağabeylerinin başına bir iş gelmişti. Haklıydı veya değildi. Sorgulamadan ona tavır konması, kabul edilebilecek davranış değildi. En azından benim için. Güldeste'den ayrılmaya karar verdim. Grubumun tek üyesine bir veda iletisi yazdım:
Kimden: Ali (Bay)
Kime: Bedriye (Bayan)
Tarih: 2.9.20.. 14:..
Konu: Teşekkür
Öyle anlaşılıyor ki, sizden başka sevenim yokmuş. Meğer 'Ali abi' çoktan ölmüş. Kim bilir, belki de, zaten hiç var olmamıştı ki... Sanal Dünya dedikleri bu olsa gerek. Bana göre değilmiş. Belirsiz bir süre boyunca bu âlemi fiilen terk ediyorum.
Dostluğunuz için teşekkür ederim.
Sevgiler sizinle olsun.
Aynı gün yayınevini de iletileyerek kitabımın basılmasını istedim. Bundan böyle Güldeste'ye yalnızca yayıneviyle haberleşmek için girecektim.
Yayınevinden haber var mı diye ileti kutumu açtığımda bir sürprizle karşılaştım. Deli rumuzlu genç, grubuma müracaat ve kabulünü rica ettiğini yazıyordu. Grubun sayfasında ikinci sürpriz de beni bekliyordu: Nehire de gelmişti. Sebebini sonradan Cemal'in şifresiyle eski grubun sayfasına girince öğrendim. Bedriye kendisine yazdığım vedamı, orada olduğu gibi yayınlamıştı. Dünya ise memnuniyetini gösteren işaret yapmıştı. Güya benim gizli hayranlarımdandı (Aylin öyle söylemişti). Ondan başka da, olumlu veya olumsuz tepki veren olmamıştı.
Mademki eski kardeşlerimden kimse gelmiyordu, o zaman ben de yeni kardeşler bulmalıydım. Güldeste'de karşılaştığım bütün üyelere davet yazısı gönderdim. İlginçtir ki ilk gelenler, benim "Vahdettin vatan hainidir" dediği için eski gruptan attığım ile onu gruptan attığım için ayrılan kişi oldular. Beklemediğim bu lütuf beni derinden etkiledi. Başkalarının vefasızlığı karşılığında, bana sitem etmesi gerekenlerin saygısı gözlerimin yaşarmasına neden oldu.
|
Geri | İleri |
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35