Giriş
Aslında, halkımızın beynine keski-çekiç ile kazınmış bir felaketin öncesi ve sonrasını, yüzyıllık zaman dilimi içinde anlatan tarihi bir roman yazmak istiyordum. Bu dönem, sanki unutturulmak isteniyormuş gibi çok az işlenmiştir. Zaten, halkımıza büyük acılar çektiren dönemlerle mucizevi başarıları, ya hiç işlenmemiş, ya da üstünkörü geçilmiştir. Ermeni mezalimi, Yunan mezalimi gibi konular ve Kurtuluş savaşı başarısı halkımıza unutturulmaya çalışılmıştır. Belki Kurtuluş Savaşı’nın işlendiğini söyleyebilirsiniz. Son yıllarda bunu anlatan kaç film izlediniz? Yazılanlar da hem yetersiz, hem kasıtlı, hem de masa başında yazılmışlardır. Tanıdığım bir araştırmacı, coğrafyada bile hatalar yapıldığını söylemiştir.
Şimdilerde, Yunan dostluğu gibi tek taraflı bir dostluk kurulmaya çalışılmaktadır. Sanki Yunanlılar, ellerine fırsat geçtiğinde aynı şeyleri yapmayacaklar. Unutulmamalı ki tarih, ne övünmek için, ne de utanmak için vardır. Tarih, ders alınmak içindir.
Gazetelerimize bakın. Ülkemizin aleyhine olan konular, haftalarca manşetten düşmezken, lehine olan şeylere ya hiç yer verilmez, ya da iç sayfalarda bir yerlerde saklanır. Sonra da halkımız gazete okumuyor diye şikayet ederler. Bence çok bile satıyorlar.
Romanımın araştırmasını yaparken olaylar, beni hep daha geriye götürdü. Galiba en iyisi en baştan başlamak.
Kenan Aydın