Ana Sayfa            Diksiyon Sayfası

SİTE YAPIMCISININ RİCASI

Bu siteyi planladığımda küçük bir site olarak düşünmüştüm ama band genişliği limitini arttırmak zorunda kaldım. Sitenin yıllık maliyetini karşılayabilmek amacıyla reklam koydum. Ancak reklemlerın gelir getirebilmesi için tıklanmaları gerekiyordu. Yeterince tıklama alamadığım için maliyetin sadece yüzde onu karşılanabilmiştir. Geliriyle yarı aç, yarı tok yaşayan bir insanım. Buna rağmen -bu sitede eğer bir hizmet verebiliyorsam- hizmetlerimi ücretsiz sunmak temel amacımdır. "Konuşmada Ses Eksikliği Yöntemleri" kendi buluşumdur. Bunu bile ücretsiz olarak herkesin yararına sundum. Yalnız şartlar böyle devam ettiği takdirde 2010 yılında siteyi kapatmak zorunda kalacağım. Bu yıl da limit yükseltemeyeceğim. Bu siteden yararlandıklarını düşünenlerden ricam: "ÖRTÜLÜ CİNAYET" romanımı okumaları ve başkalarına da tavsiye etmeleridir. En azından bu şekilde desteğinizi umuyorum. Romanın kitapyurdu.com fiyatı 3.00 YTL, raf fiyatı 5.00 YTL'dir. Desteğinizi esirgemeyeceğinizi umuyorum. Romandan alıntıları ana sayfa, roman, örtülü cinayet sayfalarında bulabilirsiniz. Tamamı 272 sayfadır. Sevgilerimle. Kenan Aydın

www.kitapyurdu.com'dan satın al                                                                   www.kitapyurdu.com'dan satın al

 

DİKSİYON EĞİTİMİ

DERS 5

 

II. Alıştırma, Mekanik okuma

Bir kitaptan her hangi bir sayfayı açıp kuvvetli bir sesle okumaya başlayınız. Okurken boğumlanmayı abartınız. (Bütün dikkatinizi ünsüzlerin boğumlandı- rılması üzerinde toplayınız.)

III. Alıştırma. Alçak sesle okuma

Aynı alıştırmayı, alçak sesle tekrarlayıp, özellikle boğumlanma örgenlerini hareket ettiriniz. {Dil, dudaklar, artdamak).

IV.  Alıştırma, Dudak kaslarının hareketi.

II. Alıştırmanın aynı, yalnız bir kurşun kaleminin yontulmamış olan ucunu yatay olarak kesici dişler arasına sıkıştırıp seçtiğiniz parçayı okuyunuz. (Bu alıştırma, 

         özellikle dudak kaslarının hareketlerin  geliştir-

         mek için yapılır.)

Sözcük ve Biçim Bilgisi

Sözcük Kökleri ve Ekler Kök sözcükleri

       Kök halindeki sözcükler, herhangi bir ekle ya da bileşme yoluyla türememiş sözcüklerdir. Bunlara anlamı olan ve bölünemeyen en küçük sözcük de diyebiliriz.

Türkçe’de kök sözcüklerin büyük bölümü tek hecelidir:

Yol, ev, köy, göz, yaz, koş, dil, et, ot...

Tek heceli olup da türemiş olan sözcüklerimiz de vardır: ye+m, ko+n, sür+t...

Birden çok heceli olan kök sözcüklerimiz de vardır:

Çiçek, böcek, balık, kelebek, bacanak...

Türkçe ek almamış ve bileşmemiş tüm yabancı sözcükler de kök sözcük sayılır:

Otomobil, telefon, kooperatif, otomatik...

Kök sözcükler çeşit bakımından; isim kökleri, fiil kökleri ve hem isim hem fiil olan ortak kökler biçiminde değerlendirilir.

1-   İsim (ad) kökleri: İsim soylu sözcüklerin (isim, sıfat,
zarf, zamir...) kökleri.

El, köy, göz, gün, ders, Türk...

2-   Fiil (eylem) kökleri: Eylem soylu sözcüklerin kökleri:

koş, oku, git, gel, bak, gör.,,

3-   Ortak kökler: Kimi ad soylu sözcükler, eylem kökü
olarak da kullanılır. Başka bir deyişle hem isim soylu sözcük­
lere, hem fiil soylu sözcüklere kök olurlar.

Savaş, barış, güreş, boya, ağrı, ekşi... gibi. İsim ve sıfat olarak kullanılan bu sözcükler, fiil kökü olarak da kullanılırlar.

               Savaş(mak), barış(mak), güreş(mek),boyat(mak), 

               ağrıt(mak), ekşi(mek)...

EKLER

         Ekler görevleri bakımından ikiye ayrılırlar:

l- Çekim Ekleri: Sözcüklerin anlamını ve çeşidini

değiştirmeyen, sadece görevini belirleyen eklerdir.

Çekim ekleri şunlardır:

Çoğul ekleri: -ler,-lar (İnsanlar, ağaçlar, evler)

 

Adın durum ekleri: Adların sonlarına gelen bu ekler  

 -i, -e, -de, -den 'dir.(Köyü, Okulu, evde, balkondan..,)

 

İyelik ekleri: Adların sonuna gelip onlara aitlik anlamı katar.

         Gözüm (benim), düşünceniz (sizin),köyümüz(bizim).

 

   Kişi ekleri: Yüklemlerin sonuna gelip işi, oluşu   

                             hareketi kimin yaptığını bildirirler.

                             Koştum, bildin, kalmış, geldiler...

Kip ve zaman ekleri:

Yazdı , görmüş , bakıyor,

Gitsek , okuyacak..

 

Tamlama ekleri:

Sınıfın   kapı-s-ı

Pencerenin   camı

Okulun    önü

 

Olumsuzluk eki: -me,-ma

Yürümeyin, Okumayınız, görmüyor...

 

Kaynaştırma ünsüzleri (n, y, s, ş)


   Kalemini Yedişer Kapıya

 

2- Yapım Ekleri: Ulanmış oldukları sözcüklerin anlamını ve çeşidini değiştirirler.

Yapım ekinin anlamı ve çeşidi nasıl değiştirdiğini şu şekilde örnekleyebiliriz:

YOL: Bir yere gitmek için üzerinden geçilen.(AD) YOLCU: Yolculuğa çıkmış kimse. (AD) YOLSUZ: Yolu olmayan (yolsuz köy). (SIFAT) YOLLU: Yolu olan (Kısa yollu bir gezi). (SIFAT) YOLDAŞ-YOLDAŞLIK: Yol ve iş arkadaşı ve arkadaşlığı. (AD) YOLLUK: Yolculukta yemek için hazırlanan yemek. (AD) YOLLAMAK: Göndermek. (EYLEM) YOLLANMAK: Gönderilmek. (EYLEM) YOLCULUK: Bir yere gidiş geliş, gezi. (AD)

Sözcüklerin tümü YOL kökünden türemiştir. Gelen ekler yapım ekleri olduklarından sözcüğün hem anlamı artmış, hem de çeşidi değişmiştir.

BİLEŞİK SÖZCÜKLER

 

Bileşik sözcükler, tek bir kavramı karşılamak için, iki ya da daha çok sözcükten oluşmuş öğelerdir.

Bileşik sözcükleri oluşturan sözcüklerin aralarına yapım, çekim ekleri ya da başka bir sözcük giremez; bunlar tam bir kalıplaşma içindedir. Bu nedenle, bileşik sözcükler bitişik yazılırlar:

Hanımeli, akbaba, kaptıkaçtı, gecekondu, sivrisinek, açıkgöz, cumartesi, gelivermek, hissetmek... vb.

-lik, -li, -ci, -ce, eklerini  örnek parçamızda da yer
alan aşağıdaki kök ve gövdelere ulayıp yeni sözcükler türetiniz. Eklerin, köklere ne gibi anlamlar kazandırdığına dikkat ediniz. Ayrıca parçadan sizin seçeceğiniz sözcüklerle de benzer uygulamalar yapınız. (Bir kök birden fazla ek alabilir. Örnek: söz+cü+lük)

Söz       Kolay      Doğru      Soy       Kulak         İş

-         Aşağıdaki sözcüklere çoğul ekinin (-ler) ne

 maksatla getirilmiş olduğunu bulunuz.

 

  Gazneliler Ankaralılar Keresteler Yazlar

  Sizler Karpatlar  Antiller  Orhan Veliler

                       Avrupalar  Amerikalar

-lik ekiyle:

a)Kökün bildirdiği varlığın konduğu veya

bulunduğu yer adları türetin.

Örnek: Tuzluk...

b)Kökün anlattığı vücut üyesi veya kısmı ile ilgili araç
adları türetin.

Örnek: Gözlük...

c)Kökün anlattığı varlığa karşı koruyucu maddenin

adını gösteren sözcükler türetin.

Örnek: Yağmurluk...

           ç) Somut ve soyut isimlerden durum bildiren soyut adlar türetin.

Örnek; İnsanlık, Hristiyanlık...

d)   Meslek bildiren unvanlardan o meslekle ilgili durum
adları türetin.

Örnek: Gazetecilik...

      e)    Bir inanca bağlı olanı bildiren sözcüklerden bir inancı
bildiren sözcükler türetin.

Örnek: Atatürkçülük...

 f)    Niteleme sıfatlarından durum bildiren adlar türetin.
Örnek: Büyüklük, çirkinlik...

g)       Kök olan adın anlamına ilgi katan sıfatlar türetin.
Örnek: Bayramlık (elbise), kışlık (oda)...

 

Türkçenin Yapısı ve Türetme Gücü

 

Konuşmayı oluşturan temel etmenlerden birisi de sözcük kökleri ve ekleridir. Bu bağlamda sözcük köklerini ve eklerini, bunlara bağlı olarak sözcük türetmeyi, bileşmeyi, kısaca Türkçenin yapısını bilmek zorundayız.

Türkçenin yapısı ve türetme gücü konusunda Doğan Aksan, şöyle diyecektir: "Yeryüzünde insanoğlu konuşmaya, sözle anlaşmaya başladığından beri sürekli olarak yeni sözcüklere gereksinme duymuştur. Uygarlık gelişip kültür alış verişleri arttıkça yeni ve yabancı kavramlara karşılık bulmak gerekmiş, yeni dinler, yeni kültürler de yeni terimler, kavramlar getirmiştir. Bugün şöyle diyebiliriz:

Her dil sürekli olarak yeni sözcükler yapmak zorundadır. Bu yola gitmezse, başka dillerden alacaktır. Bilimde, teknikle ve öteki alanlardaki gelişmeler her gün  

                 yeni kavramları doğurduğu için her dilde 

                 bunlarla ilgili yeni terimler belirmektedir.

Dilcilikte türetme dediğimiz şey, en yalın biçimiyle 'dilin bir öğesinden çeşitli ekler ya da büküm biçimleriyle yeni sözcükler üreterek değişik kavramların anlatımını sağlamak' olarak tanımlanabilir. Dildeki sözcükler böylece yenilerini doğurur ya da başkalarıyla bîr anıya gelerek bileşik sözcük olup çıkar.

       Dilin bu değindiğimiz özelliği, ona, yeni kavranılan yansıtan sözcüklerin türetilmesinde olağanüstü geniş yollar sağlar. Aşağıda bir tek sür(mek) kökünden türemiş olup bu günkü Türkiye Türkçesi’nde kullanılan sözcükler bir arada   gösterilmiştir:

1) Sür        Sürü

                   Sürgü, sürgülü, sürgüsüz

                   Sürgület, sürgülettir

                   Sürgüleme, sürgüleyiş

Sürgün       sürgünlük
        
Sürme       sürmeli, sürmesiz.

                   sürmelik, sürmeci, sürmecilik.

                   sürmelemek, sürmedan

Sürücü      sürücülü, sürücüsüz ,sürücülük
        Sürek        sürekli, süreksiz

                  süreklilik, süreksizlik

Sürüm      sürümlü, sürümsüz,sürümsüzlük, sürüm sürüm

Süre         süreli, süresiz, süreğen,

              süreğenleş, süreölçer,

              süre aşımı, süreyazar Sürerlik

Metin Kutusu:  

 

Süreç

 

 

2) Sürdür       3) Sürt                             4) Sürü

  Sürdürme       Sürtük, sürtüklük              sürüme

  Sürdürüm       Sürtme                              sürüyüş
  Sürdürüş        Sürtme                              sürüt-    

  Sürdürt          Sürütme

  Sürdürül        Sürtüş-sürtüşme                sürütül-

  Sürdürülme   Sürtün-sürtünme               sürüttür-

                       Sürtünüş                            Sürüttürül-
                       Sürtüştür, sürtüştürme
                       Sürttür-sürttürme

 

   

   

   

5)Sürül-sürülme                      9) Sürç-sürçme

6)Sürün-sürünme,

   sürünceme,                                     Sürçtür-sürçtürme

   sürüngen                               10) Sürükle-sürükleme
     Süründür, süründürme              sürükleyici
     Süründürül-süründürülme       Sürüklen-Sürüklenme

7)Sürüş- Sürüştür-sürüştürme       Sürükletil-sürükletilme
8)Sürül-sürülme

 

         Sanıyoruz bu örneklerle Türkçe’nin türetme

   gücü hakkında ip uçları vermiş bulunuyoruz,

 

Sağdeyi (Prosodie) bilgisi

Her dilin Özel bir sözcük yapısı ve bu sözcük yapısının birbirine benzeyen yönleri vardır. Bu yönlerden biri de sözcüklerin söylenişinde seslerin değerini verme, hecelerin vurgusu, uzunluğu, kısalığı gibi özelliklere özen gösterme işidir. Buna Sağdeyi (Prosodie) diyoruz.

Her sözcükte bir hecenin üzerine ses baskısı yapılır. Buna "şiddet vurgusu" denir. "Konuşmak" sözcüğünü söylediğimiz zaman “mak" hecesi vurgulu hece "ko-nuş" heceleri ise vurgusuz heceler olarak gözükecektir. Bu sefer "konuş" sözcüğünü söylersek "ko" hecesi vurgusuz "nuş" hecesi ise vurgulu hecedir. Bu "şiddet    

                 vurgusu"na "sözcük vurgusu" da diyebiliriz.

Görülüyor ki Türkçe de "sözcük vurgusu" hemen   her zaman son hecede bulunur. Yabancılar Türkçe konuşurken çoğunlukla ilk hecelere vurgu yaptıklarından iyi duyan bir kulak böyle bir konuşmayı hemen yadırgar.

 

Yine, Örnek olarak (Vatan) sözcüğünü alalım.Vurgulu hece (tan) dır. (Vatandaş) sözcüğünde ise (daş) hecesine geçer. (Vatandaşlar) dediğimiz zaman ise (lar) takısına sürülür. Demek ki, (Sözcük vurgusu) durağan değildir. Sözcük ek ve takı aldıkça vurgu değişerek son heceye gider. Yalnız, bunun ayrı şekilleri de vardır. Bir çok sözcüklerde vurgular sondan önceki yahut daha önceki hecelerde bulunur. Son hecede olmayan vurguya (Gerilek  

          vurgu) denilir.

l - Yer adlarında vurgu hemen daima ilk heceye    

    doğru sürülmüş bulunur.

   Örnek: Ankara. İzmir, Erzurum, Kayseri, Aydın, Denizli, gibi... Bir kent adı olan sözcüklerde vurgu birinci hecede bulunur.

        II- Belki, henüz, ansızın, ayrıca, hattâ, Önce, sonra, yalnız, ancak, nasıl, niçin, hangi,fakat, gibi belirteç ve bağlaç diye adlandırdığımız sözcüklerde vurguyu birinci hecede bulunur.

Haydi! Varda! Destur!... Gibi bazı ünlemlerde vurgu çok kez ilk heceye doğru sürülmüş bulunur.

       III- Tümce içinde sözcüklerin sonuna eklenip takılan bazı parçalar da vurgu almazlar.  Bunun için vurgu onlardan önceki hecede kalır:
Bence,benle, geldi mi,gelme (emir olarak), gelirse, evdeyim, evdesin,evdedir... Gibi sözcüklerdeki ce. le, mi, me, se. im,    

             sin, dir... Parçaları vurgu almadıkları için, baskılı  

             olan onlardan önce gelen hecelerdir

Sözcük vurgusu,dilin en doğal söyleniş özelliklerin-

dendir. Sözcük vurgusu hecenin şiddetiyle ilgili olduğu

gibi bir de hecenin süresi, yani uzunluğu kısalığı ile ilgili

olan (Nicelik) i vardır. Sözcüklerde bu iki özellik birbirine karıştırılmamalıdır.

         Nicelik, bir hecenin uzunluğu ve kısalığı ile ilgilidir. Halbuki şiddet ise bir hecenin vurgusu ile ilgilidir.

         Dilimizde süresi uzun olan heceler hep yabancı sözcüklerde bulunur.

         Örnek: Katil, cahil, kâse, tekâmül. Makbule, edebî, Ziya, hazine, Sami, mücadele, muhabir, v.b. Bu sözcükler dilimizde yaşadıkça hangi hecelerinin süresinin uzun olduğunu bilip yanlış söylememek için, kalıplarını ve hangi      

                  kökten geldiklerini anlamak gerekir.

Türkçemizde"ğ" ünsüzü kendinden önce  gelen ünlü üzerinde etki yaparak bulunduğu hecenin uzamasına neden olur;

 

        Örnek: Yağmur=ya-mur, öğretmen=ö-retmen,        

                     öğle=ö-le, çağdaş=ça-daş, bağdaş=ba-  

                     daş, ağabey=a-bey, boğmak=bo-mak,  

                     gibi...

       

         İlk hecelerde "y"nin de gevşeyip kendisinden önceki ünlüye etki yaparak heceyi uzattığı görülür.

       

         Örnek: Böyle=bö-Ie, şöyle=şö-le, öyle=ö-le,        

                     söylemek=sö-lemek, gibi...

I. Alıştırma

Ey Türk gençliği,

birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istiklâlinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir, istikbâlde dahi, seni bu hazîneden mahrum etmek isteyecek dâhili ve hârici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyeti müdâfaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait çok nâmüsâit bir mâhiyette tezâhür edebilir, istiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahîm olmak üzere memleketin dâhilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyânet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhît edebilirler. Millet fakru zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

          Ey Türk istikbâlinin evlâdı! işte. Bu ahvâl ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

                            Kemal Atatürk (Nutuk. 1927)

Vurgu

 

             Kısaca sözcükte hecelerden birinin daha baskılı söylenmesidir.

       

            Anlamın kavranmasını kolaylaştıran ve söze duygu değeri katan vurgu, konuşmada her zaman önem kazanır. Yükselip alçalan sesimiz, birden hızlanıp sonra yavaşlayan anlatımımız, canlılığı ve sıcaklığıyla karşınızdakini ya da karşımızdakileri kavrar, duygumuzu ya da duygusallığımızı yansıtır. İsteğimize ulaştırıp rahatlatır. Huzur buluruz, huzur ve saygı telkin ederiz.

 

Gerek sözcük, gerek cümle vurgusu yoksa, söz ettiğimiz konu ne denli coşkun olursa olsun inandırıcı olamayız. Bakalım:

Benim halkım hiç mi hiç gülmedi.

 

Cümlesindeki iki heceli sözcüklerde birinci hece daha baskılı  söylendiği için; yine vurguyu çekmeyen ''mi" soru eki ile “me” olumsuzluk eki vurgulu söylendiği için bu yanlış olan vurguya örnek oldu.

Vurgunun anlamı ne denli değiştireceğini

          de şu örnekte görelim:

                       Ben senden çok çektim.

                       Ben senden çok çektim.

                       Ben senden çok çektim.

                       Ben senden çok çektim.

                       Ben senden çok çektim.

1.Cümlede: Çok çeken, ezilen benim.

2.Cümlede: Ben başkasından değil, senden çok çektim,
                     eziyet gördüm.

3.Cümlede: İkimiz de çektik; ama ben senin çektiklerinden
                     daha fazlasını çektim, yaşadım.

4.Cümlede: Ben, senden çok, ama çok şeyler, çektim.

5.Cümlede: Ben, çektiklerimle dayanılmaz bir noktadayım.
                   Her cümlede farklı anlamlar belirginleşiyor.

Sözcük Vurgusu

 

a) Sen, yol, kış, Van, köy, göz...

b) Kardeşim, odunlar, masaların, söyledi, evimizin,

    hepimiz, kitaplarından...

c) Oktay, Selim, Orhan, Suna, Tosun, Pamuk, Tekir...

ç) Erzincan, Erzurum, Ankara, Edirne...

 

Vurgulu bölümler kırmızı harflerle gösterilmiştir. Yakından değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlara varılır:

                 1-Tek heceli sözcüklerde vurgu yoktur.

                 2-Çok heceli sözcüklerde vurgu daha çok   

                    son hecededir.

3-Yer adlarında durum farklıdır.

a)Yer adlarından iki hecelilerde vurgu başta bulunur.
   
İzmit, Burdur, Konya, Dicle, Toros,..

b)Çok heceli yer adlarında başa doğru sürülen vurgu,
    güçlü olan hecede yerleşir. Yani birinci hece   

 güçlüyse vurgu başta bulunur.

    Kastamonu,  Samsun,  Zonguldak, Akseki, Marmara...

    Bu tür yer adlarında ikinci hece güçlü ise vurguyu çeker. Birinci hecenin kapalı ya da birinci hecenin bir, iki sesli, ikinci hecenin üç dört sesli olduğu durumlarda ikinci hece daha güçlü olur.

                 Bakırköy, Antakya, Edirne, Denizli...

4) Birkaç ünlemle bağlaçta ve zarfta vurgu   

    başa sürülür.
  
Yoksa, Şimdi, Aferin...

UYARI: Cins adları Özel yer adı olarak   

             kullanılınca vurgu da başlara kayar.

   Ağ sızı kalmadı.

   Ağrı güzel bir ilimizdir.

   Kartal, yırtıcı bir kuştur.

   Kartal, uzak bir semttir.

5) Ekler genellikle, sözcük sonundaki  

    vurguları kendi üzerlerine çekerler.

               Köy, köyler, köylerimiz,   

               köylerimizden, köylülük...

 

Vurgu Çekmeyen Ekler

 

a)   Olumsuzluk eki -me
           Beni aldatma!

        Bu şiiri okuma.

Uyarı: Geniş zaman kiplerinde -me olumsuzluk eki vurguyu çeker.

       Kitap okumaz.

       Kedi sevmem.

       O bu işten anlamaz.

b)   Soru eki -mi?

       Tatilde Ankara’ya gittin mi?

       Ilgaz Dağı’na çıktın mı?

c)    Küçültme anlamında olan -ce ekinin vurgusu iki şekildedir.

-ce eki almış sözcük, bir isimden önce gelip sıfat olarak kullanılırsa vurguyu çeker.

Şişmanca (adam) Gürbüzce (çocuk) Serince (yer)

 

Küçültmeden başka anlamda ise vurguyu, çekmez.

Arkadaşça, İnsanca, okudukça, yazdıkça...

 

Ek  olmaktan   uzaklaşmış  giderek  kalıplaşmış 

"-ce"ler vurguyu çekmede öteki eklere benzer.

Düşünce (fikir) Köçekçe (oyun havası)

ç) Aslında birer sözcük olan İle, ise, İdi, imiş, iken, giderek takılaşmış ve -le, se, -di, -mis, -ken olmuştur. Bunlar da vurguyu çekmez.

Kalemle, yazacaksa, arkadaşıyla, sessizdi, buradaymış, okuyacakken...

Bu nedenle sesteşler arasında vurgu değişikliği olur.

     Bir ekmek aldır.

     Yanakları aldır.

     Kardeşim yazmış.

     Mevsim yazmış (yaz imiş).

     Sen, bu evi benimse.

     Bu ev benimse (benim ise)...

d)    Ek eylemin geniş zaman kipinin parçaları olan -im, -sin, -dır, -iz, -siniz, -dir'ler de vurguyu çekmez.

Ben öğretmenim, öğretmensin, kardeşsiniz, çocuğuz, öğrencidirler. ..

UYARI: Ek eylem olmayan "-im"'ler vurguyu çeker, öyle ki ben ve benim zamirlerini kullanmadan da vurgu yoluyla anlarız.

Öğretmenim (ben) Öğretmenim (benim)

 

e)    de bağlacı vurguyu çekmez. Ek olan -de vurguyu çeker. Hangisinin ek olduğunu ve bitişik yazılacağını, hangisinin bağlaç olduğunu ve ayrı yazılacağını vurgu yoluyla da anlarız.

Geceye babamız da katıldı, (bağlaç)

Kalemin babamızda kaldı. (Ek)

Kardeşim de çok para kazandı.

 

f)    Bağlaç olan ki de vurguyu çekmez. Ek olan -ki ise vurguyu çeker. Ve ki'nin ayrı yazılıp yazılmayacağını (bağlaç olan ki ayrı yazılır) vurguyu çekip çekmemesinden de anlarız.

Yüksel ki yerin bu değildir.

                             (N. Kemal)

Vardım ki yurdundan ayak göçürmüş.

                                   (Bayburtlu Zihnî)

Evdeki hesap çarşıya uymaz.

Testideki su, üç gün idare eder.

 

Mademki, sanki, belki... gibi ki bağlacının                                   

           kaynaşmasından oluşan sözcüklerde                  

           ki  vurguyu çekmez.

g)Zaman zarfı yapan -leyin, -in, gibi ekler de   

   vurguyu çekmez.

   Sabahleyin, akşamleyin, gündüzün...

ğ) -etmek, -eylemek gibi yardımcı fiillerle oluşan bileşik fiillerde birinci hece vurguyu çeker.

 hissetmek, sabreylemek, hazmetmek,neşretmek..    

          Aynı durum tamlamaların kaynaşmasıyla  

   oluşan bileşik adlarda da geçerlidir.

    Başkâtip, binbaşı, aslanağzı, köpekbalığı...

h) Ad ve sıfat tamlamalarında, tamlayanların   

    sözcük vurguları daha da belirginleşir.

                  Öğrencilerin kalemi, Dayımın oğlu ,  

               Serin yer, Doksan kişi, Dünkü çocuk...

Cümle Vurgusu

     Kurallı bir cümlede en önemli öğe yüklemdir. Özellikle önemsenen, vurgulanmak istenen öğe, genellikle yükleme yaklaştırılır.

Örnek:

Ben öğretmenime sınıfta söyledim, (başka yerde değil, sınıfta)

Ben sınıfta öğretmenime söyledim, (başkasına değil, öğretmenime)

Sınıfta öğretmenime ben söyledim, (başkası değil, ben)

Ayrıca birinci cümledeki sınıfta, ikinci cümledeki öğretmenime sözcüklerinde cümle vurgusu,

           sözcük vurgusu ile birleşmiş böylece

           daha belirgin kılınmıştır.

Bir cümleye duygu ve anlam değeri, sözcüklerin yerini değiştirmeden vurgu yoluyla da katılabilir.

 

Ben sizi dün sinemada gördüm, (başkası değil, ben)

 

Ben sizi dün sinemada gördüm, (başkasını değil, sizi)

 

Ben sizi dün sinemada gördüm, (başka zaman değil, dün)

 

Ben sizi dün sinemada gördüm, (başka yerde değil,

                                                         sinemada)

Mısra (Dize) Vurgusu

 

Bir dizede ahengi daha güçlü sezdirmek için kimi hece ya da kelimeler daha canlı okunur.

 

             Dost dost diye nicesine sarıldım

             Benim sadık yârim kara topraktır.

                                                (Âşık Veysel)

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden...

Eteklerin de güneş rengi bir yığın yaprak.

                                                     (A.Haşim )

Berkitme Vurgusu

Sözü daha güçlü kılmak için kimi sözcüklerin şiddetle söylenmesidir.

Israr etme, beş kuruş vermem.

"Beş" sözcüğü ıslık keskinliğiyle dışa vurulur.

-Beğenme, gücenme, kızma gibi ünlemlerde şiddet vurgusu daha belirgindir.

Bu da yapılır mı utanmaz!...

Ünlem Vurgusu

                  Ünlem gibi kullanılan insan ve hayvan adlarında

vurgu son hecede bulunur.

                  Hasan! Ümit! Turgut! Veli!

Özel ad gibi kullanılan sözcüklerde de aynı durum geçerlidir.

                  Ablacım!. Arkadaşlar! Onbaşım!

Ayrıca pekiştirme örnekleri de vurguludur.

                  Tertemiz,sapsarı, mosmor, kıpkırmızı

Sıfatları derecelendiren zarflar da vurguyu çeker.

                  En güzel günler, çok kötü yemek, pek hoş koku...

Niteleme sıfatlarıyla, asıl sayılar da vurguya elverişlidir.

Yoksul çocuk, açık hava, zayıf karakter, üç yıl, elli kütük...

Yansımalar da vurgularıyla sözü berkitir.

Şırıl şırıl yağdı. Şangırr!, Fokur fokur...

Flash MP3 Player (c) 2007 TUFaT.com

 

Hatalar ve uyarılar dersini İNDİR

 

Diksiyon Ana Sayfa

<<<önceki  sonraki>>>