Bir 17 Ağustos Hikayesi II
Erzincan'da idi malum depremde,
Çok kişi ölürken o sağ kalandı.
Artık biliyordu aksi desem de,
İncecik köprüde hayat yalandı.
Her kes viranede umut aradı.
Annenin oğluna idi feryadı.
Babaya oğullar kızlar ağladı.
Bir ışık arayan gözler falandı.
Zamanla örtüldü acının üstü,
Yaralı kalplerde figanlar sustu.
Ziyaret zamanı dosta mahsustu,
Denkler hazırlandı, Gölcük alandı.
Onbeş Ağustos'ta yola çıkıldı.
Uzayan vuslata canlar sıkıldı.
Dosta kavuşunca hasret yıkıldı.
Gece bu, yorguna uyku salandı.
En güzel oda misafir hakkı,
Yüklükteki döşek serilir, hakkı.
Aman ya Rab! Ne bu! Allah bir hakkı!
Uğultu... gürültü... hitam bu andı.
Müthiş sarsılıyor yer gök, azamet,
Milyon yıl beklenen geldi nihayet.
Anlaşılan o ki bu bir kıyamet.
Anlatılamaz bir aman amandı.
Aniden kesildi, yer sükut buldu.
Hayatta kalanı bir telaş aldı,
Aceleyle kalkıp hep giyinildi.
Tekrardan gelecek o durulandı.
Alt kata inildi, yoklandı kapı,
Bir türlü açılmaz demirden yapı,
Bin çaresizliğin sembolü sapı.
Dirlikten ölmeye geçen zamandı.
Geldi... artçı idi adı zalimin,
Belki en korkulan şekli ölümün.
Ruhları şad olsun, diyelim amin.
Onlar cahilliğe kurban olandı.
Kenan Aydın
Hece Şiir'e DÖN
|