Baş Örtüsü ve Türban
Gündemimizi uzun yıllardır üniversite öğrencilerine uygulanan baş örtüsü ve türban yasağı doldurmaktadır. Yasağın kalkmasını isteyenler, bunun vicdan özgürlüğünü kaldırdığını, savunanlar da laikliğin elden gideceğini iddia etmektedirler.
İslam’ın temel iddiaları vardır:
1. Kuran Allah kelamıdır.
2. İslam cihan-şümuldür.
3. İslam bütün zamanların dinidir.
Kuran’da bazı ayetler açık iken bazıları yorum gerektirir. Mutlak surette ayet yorumları bu iddialara uygun olmalıdır. İnsanların milletlere Allah tarafından ayrıldığı ilgili ayette bildirilmiştir. Eğer Müslüman iseniz milletlerin varlığını kabul etmek zorundasınızdır. Aksi halde dininizden çıkmış olursunuz.
Milletleri birbirinden ayıran özellikler, onların yaşama biçimleridir.
Bir ayette baş örtüsünün yakadan aşağı sarkıtılması emredilmektedir. Ancak baş örtüsünün başın neresinden başlayacağı belirtilmemiştir. Saçların tamamen gizlenmesi emri de yoktur.
Günümüz Türkiye’sinde baş örtüsü ile türban arasında bir nüans ortaya çıkmıştır. Başlarındaki bezin yakanın üzerinden aşağı sarkıtanlar Kuran’ın emrini yerine getirmektedirler ki buna baş örtüsü denir. Yakalarından sarkıtmayıp enselerinde toplayanların neye uyduklarını ben de bilmiyorum ki buna da türban denir.
Bir başka ayette ziynetlerin gizlenmesi emri vardır. İşte bu ayet yoruma muhtaçtır. Ziynet neresidir? Bütün toplumlarda cinsel organlar ziynet kabul edilir ve örtülür. Bunun dışında da ortak bir ziynet (süs) bulamadım. Eğer İslam iddia ettiği gibi cihan-şümul (bütün dünyayı kapsayan) ise bundan sonrası toplumlara göre değişmelidir. 1500 yıl öncesi Arap yaşantısına göre bu ayete yorum getirilmesi, cihan-şümul ve bütün zamanların dini iddialarına aykırıdır. Bu tür yorumlar İslami değil Arabi’dir. Başka bir deyişle İslam’ın Arap emperyalizmi olarak kullanılmasıdır. Bu emperyalizm 1000 yıldır milletimizin başına bela olmuştur (Bugün Avrupalılar Türkleri istilacı olarak görmektedirler. Gerçekte ise Türkler, hiçbir Avrupa ülkesini istila etmemişlerdir. İtirazları duyar gibiyim ama gerçek budur. Bu konu ilerde tarafımdan yazılacak bir kitapta anlatılacaktır).
Saçlar da ziynet kabul edilmiş ve tamamının kapatılması hükmüne varılmıştır. Türban takan bayanlara baktığımızda kalçalarına kadar yırtmaçlı etek veya daracık pantolon giymekte bir sakınca görmediklerini ama saçlarının tamamını örttüklerini görüyoruz. Kalça ziynet değilse saç nasıl ziynet oluyor? Başlarındaki şey İslam’ın emrettiği baş örtüsü de olmadığına göre acaba farklı bir din ile mi karşı karşıyayız?
Eğer vicdan hürriyetine inanıyorsak Müslüman veya türbanlı veya Hıristiyan veya başka bir dine mensup veya ateist devletimizin bütün insanlarımıza hizmet götürmesine itiraz etmemeliyiz. Ancak Türkiye benzeri olmayan bir ülkedir. Devlet yapılanması diktatörce, diğer yapılanmalar da mafyacadır. Sanattan Pazar yerlerine kadar bir mafyavari yapılanma vardır. Yasağın devam etmesini isteyenler, kendilerinin içinde bulundukları yapılanmanın zarara uğramasından endişe etmektedirler. İlerici olduklarını iddia ederken düzenlerini korumak için müthiş bir direnç göstermeleri (koyu bir muhafazakar olmaları) bundandır. Laiklik umurlarında değildir. Yoksa ki tarihimizin hiçbir döneminde anti-laik bir yapılanmamız yoktur.
Ülkemizde hukukun üstünlüğü, gerçek demokrasinin olmaması gibi en temel sorunlarımız yerli yerinde dururken tali konularda bu kadar yaygara koparılmasını yadırgıyorum.
Kenan Aydın