Serbest Şiirler

Yollarımızın Kesiştiği Yerde

Sonbahar'da gel demiştim sana.
Gelmedin, gelemem diyorsun.
Belli ki farklı bir yolda,
Farklı yöne gidiyorsun.

Sanma ki uzaktayım.
Ne bir adım önünde,
Ne bir adım arkandayım.
Hemen yanında,
Sana paralel bir yoldayım.

Birlikte yürüyoruz.
Ellerimiz buluşmadan,
Gözlerimiz konuşmadan.
Meçhulün türküsü dillerde,
Kararlıyız:
Elbet Kavuşacağız!
Yollarımızın kesiştiği yerde.

Ayları, mevsimleri çekip,
Zamanı örttük üzerimize.
Vuslata yürüyoruz desek de,
Kimsenin aldırdığı yok bize.

Yürüyoruz.
Adımlarımız sert,
Kaşlarımız çatık,
Kararımız kesin.
Mazimizi geçiyoruz bugün gibi.
Yarınımız olmayacak,
Biliyoruz.

Sonbahar'da görüşürüz derken,
Gide gide biz Sonbahar olduk.
İkimiz de döndük sararan yaprağa.
Bilmiyoruz,
Hangimiz önce düşecek toprağa? ..

Yürüyoruz.
Ellerimiz buluşmadan,
Gözlerimiz konuşmadan.
Meçhulün türküsü dillerde,
Kavuşacağız!
Yollarımızın kesiştiği yerde.

Kenan Aydın

Hece Şiirler

Lappasına Aşktı

Lappasına bir aşktı bizimkisi.
Cumartesi günü başlayan,
Pazara varmayan.
Evli evine,
Köylü köyüne gibisinden.
............................
Kenan Aydın

Devamı

Kadın Kadın Olmazsa

Bir kadın
Ve bir erkek...
Dost olamaz mı?
Olur sanmıştım.

Aşka Dönüş

Bir başımalığımla yola çıktım,
Sevdamı, özlemlerimi geride bıraktım.
Eski fotoğraflarımı yaktım,
Sana geldim.
İçimdeki beni sunmaya geldim.

Aşkın Mevsimleri

Bir sonbahar yaşandı,
Yapraklarımızı döktük,
Gönlümüzü zarla kapladık.

 

Aldatmaca

Yarda var olmuşluğun sırlarına ermeden,
Yok oluşta gözlerim aşkın derinliğinde.
Umut sofrası kurup tatlıları sermeden,
Bitişinde sözlerim akın serinliğinde.

...........................
Kenan Aydın

Devamı

Kırmızı Gül

Bir kız bırakmışım orda bir yerde:
Hayalimde sultan, masalımda kul.
Bambaşka bir mana gizli gözlerde,
İlkbaharda ara, sonbaharda bul.

Art Hüküm

Bir yangın kavurdu, yeşil kalmadı,
Çek bakışlarını, sevmem bir daha.
Farklı olamaz ki, kadındır adı,
Çek bakışlarını, sevmem bir daha.

Avrupa'da Özgür Her Bir Düşünce

'Şu Ermeniler'e soykırım yoktur.'
Yusuf'un dediği daha da çoktur.
Müspet, menfi görüş hep olacaktır,
Avrupa'da özgür her bir düşünce.

 

5 "Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız."
6 Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi. Kocası da yedi.
7 İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.
8 Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı'nın sesini duydular. O'ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler.
9 RAB Tanrı Adem'e, "Nerdesin?" diye seslendi.
10 Adem, "Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim" dedi.
11 RAB Tanrı, "Çıplak olduğunu sana kim söyledi?" diye sordu, "Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?"
12 Adem, "Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim" diye
TEVRAT

6 Elçiler bir araya geldiklerinde İsa'ya şunu sordular: «Rab, İsrail'e egemenliği şimdi mi geri vereceksin?»
7 İsa onlara, «Baba'nın kendi yetkisiyle belirlemiş olduğu zamanları ve tarihleri sizin bilmenize izin yoktur» karşılığını verdi.
8 «Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Kudüs'te, tüm Yahudiye ve Samiriye'de ve dünyanın dört bir bucağında benim tanıklarım olacaksınız.»
9 İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O'nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı.
10 İsa giderken onlar gözlerini göğe dikmiş bakıyorlardı. Tam o sırada, beyaz giysiler içinde iki adam yanlarında beliriverdi.
11 «Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?» diye sordular. «Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.»
Matiya, Yahuda'nın yerine seçiliyor
İNCİL

47 Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve vaktiyle sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
48 Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz.
49 (Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.
50 Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuz.
51 Hani bir zamanlar Musa'ya kırk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzağıyı put edindiniz ve o halinizle zalimler idiniz.
52 Sonra yine de sizi affettik, artık şükretmeniz gerekiyordu.
53 Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.
KURAN

C ve Ç Sesleri

Uzmanlar, "(C) ünsüzü (D) ve (J) ünsüzlerinin kaynaşmasıyla ortaya çıkar, (Ç) ünsüzü (T) ve (Ş) ünsüzlerinin kaynaşmasıyla ortaya çıkar" demektedirler. Hiç kimsenin "c" veya "ç" profesörü olmak istediğini sanmıyoruz. İnsanlar c, ç'yi söylesinler yeter. Bu iki sese çıkakları bakımından en yakın sesler "j" ve "ş"dir. C veya Ç veya her ikisini de çıkaramayanlar eğer ş sesini çıkarabiliyorlarsa işleri çok kolaydır. Yapmaları gereken tek şey "şşşşşşşş" sesini çıkarırken dilin ön kısmını üst damağa değdirerek veya bastırarak hava akışını kesip sürekliliği sona erdirmektir. Çünkü Ş sesi sürekli, C ve Ç sesleri süreksizdir. Sürekli Ş sesini çıkarırken dilin ön kısmını üst damağa değdirip sürekliliği ortadan kaldırmak, C sesinin çıkmasını sağlar. Dilin ucunu aynı noktaya bastırmak ve diyaframı ani sıkıştırmak ise süreksiz Ç sesinin çıkmasına yol açar. Kenan Aydın Satın Al

Artık Hatır Sorma
Artık hatır sorma son nefesteyim
Bülbülün misali tel kafesteyim
Hâlâ seviyorum deli mi neyim
Azrail göğsümde, gelsen ne çıkar.

Senle aramızda farklıdır yaşım
Ha bugün ha yarın bitmez telaşım
Yine de tertemiz kal arkadaşım
Aktı göz yaşlarım silsen ne çıkar.

Ne bilir sevdayı çekmeyen başlar
Sevdalık çekenin gözünde yaşlar
Sevdalıyım desem el beni taşlar
Çektiğim acıyı bilsen ne çıkar.

Hani gizli idik herkes biliyor
Kulağıma bazı sesler geliyor
Bir duymuşsun Muhittin'in ölüyor
Gelip baş ucumda gülsen ne çıkar.
Aşık Muhittin Tekmen
Hece Şiir

Aşk çok yüzsüz bir şeydir. Çağırınca gelmez. Beklenmedik yerde, umulmadık zamanda giriverir. Kapıdan mı, başka yerden mi girer bilinmez ama kapıyı çalmadığı kesindir. Hava gibidir, girişini engelleyecek kilit yoktur. Öylesine yüzsüzdür ki kovmakla gitmez. Oduna çakılmış çivi gibidir, onu sökebilecek keser bulunamamıştır.

Aşk onu en beklenmedik yerde, ölüm döşeğinde; en beklenmedik zamanda, sarı yaprak zamanında buldu. Mutlu bir çocukluk dönemi geçirmişti ama ne lise yıllarında, ne de üniversite sıralarında onun gönlünü çelmeyi başarabilen çıkmamıştı. Bunda belki de ailesinin aşiret yapısı etkili olmuş, beğendikleri de ona yaklaşmaya cesaret edememişlerdi. Kim bilir, belki de hayata tepeden bakıyor olmasındandı.

Henüz 25 yaşlarındayken tedavisi olmayan ölümcül bir hastalığa yakalandı. Hekimler durumunu saklamaya gerek görmedikleri gibi
Devamı

Geniş Ünlü Daralması

Fiil kök veya gövdelerine, "yor" eki gelince kök ya da gövdelerin sonundaki "a - e" geniş ünlüleri darlaşarak "ı - i" olur:
Kayna-kaynıyor, bekle-bekliyor, başla-başlıyor

Darlaşan bu ünlüler, iki yuvarlak ünlü (o ö u ü) arasına gelirse, "u - ü" olur:
yokla-yokluyor,   kokla-kokluyor,   gürle-gürlüyor...

Bunların dışında "y'"nin darlaştırma etkisi yazıda gösterilmez.

Yalnız konuşmada darlaşan ünlüler:
-e, -en, -ecek, -erek gibi eylem ve eylemsi türeten ekler ünlülerle biten gövdelere ulandığında, Türkçede İki ünlü yan yana gelmeyeceği için, aralarına "y" kaynaştırma harfi girer. Bu harf kendinden önceki ünlüyü konuşmada darlaştırır:
kokluya kokluya, bekliyen, arıyacak, dinliyerek...

Daha fazlası

 

Gençliğimde, “ … Kamlançu ülkesine bahar geldiğinde …” diye başlayan H. Nihal ATSIZ’ın Ruh Adam romanını okumuştum. Romanın girişindeki eski Uygur masalı, Açığma-Kün ile sevgisinin büyüklüğünden ölüm döşeğine düşmüş Yüzbaşı Burkay arasındaki hazin aşkı anlatmaktaydı. Masala göre, Yüzbaşı Burkay’ın aşkı her geçen gün büyüyerek Açığma-Kün’ü tanrılaştırır. Kadın bir kere “seni seviyorum” derse bu dertten kurtulursun diye çare üretilir. Yüzbaşı Burkay “beni seviyor musun” diye sorar ama kadın karşılık olarak onu sarar, sorusunu unutturur. Sonunda Yüzbaşı ölüm döşeğine düşer. Ölmek üzereyken yine sorar. Sorusu karşılıksız kalır. Ancak Burkay öldükten sonra “ sus! Sus! Ben de ıstırap çekiyorum” der, “seni seviyorum” demez. Bugün bile hâlâ oralarda “beni seviyor musun” diye soran bir erkek sesi, “sus! Sus! Ben de ıstırap çekiyorum” diyen bir kadın sesi duyulurmuş.

“Seni seviyorum” demenin bu kadar zor olması beni hem üzmüş, hem de düşündürmüştü. Çok uzun yıllar sonra benim de yolum Kamlançu ülkesine düşecekmiş.... Kenan Aydın

Daha fazlası

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde ülkenin birinde, kendi halinde yaşlı bir adam yaşarmış. Kendisini sevmeyenlerin bile saygı duyduğu bu adam, özü sözü bir, kalbi pamuk gibi, kimseye farklı muamele yapmayan sevgi dolu bir adammış. Bir akşam, işten evine doğru giderken, köşe başında ağlayan bir genç kız görmüş. Niçin ağladığını sormuş. Kızın bacakları tutmuyormuş ve ailesini onu, orada terk etmiş. Yaşlı adam, kızı sırtına almış ve evine götürmüş.

Yaşlı adam kıza, büyük bir ihtimam ve derin bir saygı gösteriyormuş. Her yere sırtında taşıyor, yemeğine yatağına kadar getiriyor ve suyunu kendi dolduruyormuş. Bazı günler kendisi aç kaldığı halde bile, kızı aç bırakmıyormuş. Kız, yaşlı adama o kadar çok güveniyormuş ki, onun ağzından çıkan her cümleyi, mutlaka yerine getirilmesi gereken ayet olarak görüyormuş. Yaşlı adama “ siz mükemmel bir insansınız” diyormuş. Yaşlı adam buna karşı çıkıyor ve kendisinin de bir insan olduğunu, kusurlarının var olduğunu söylüyormuş. Kız da buna şiddetle karşı çıkıyor ve “sizin kusurunuz yok” diye kestirip

Daha Fazlası

Linkler:

OTOGAZ
TC Kimlik No
Online İhbar
Edebiyat Siteleri:
Sevdam Benim
Karşılıksız Sevda
Edebiyat Eğitim
Türkçe Sevdalıları
Şiir Evreni
Duygu Yansımaları
Antoloji.com
KitapYurdu.com

Her hakkı saklıdır copyright© 2010