SİTE BAŞLIKLARI: Diksiyon Eğitimi Giriş Doğru Nefes Alma Ünlü Sesler ve çıkakları Ünsüz Sesler ve Ses Daralması Sesin Oturması ve Vurgu Vurgular ve Vücut Dili Tonlama Cümle Bilgisi Vücut Hareketleri Tartışma Edebiyat Hece Şiirler Serbest Şiirler Hikayeler Roman Cansın Ünver Eserleri Sesli Şiir Toplum Felsefe Güncel Siyaset Türk Tarihi Ziyaretçi Defteri
Aşksa Önce Hasret dolu şu gönlümde Sevgilerden boş bir oda. Bilmiyorsan aşkı sende Böyle yalnız koy, koy beni. İnanıp da sen herkese, Kapılmışsın bir yeise. Istırabın benden ise Gururumdan soy, soy beni. Sevdan ile bürüneyim, Alev alev görüneyim, Sürüm sürüm sürüneyim, Virgül gibi ey, ey beni. Mevla’m seni buldurmasın, Vuslatınla yoğurmasın, Kara bahtım ağarmasın, Yok olmuşum say, say beni. Kenan Aydın Devamı için TIKLAYIN
YAŞAMAK ADINA Şişede balık olmak Ya da yaşamın içinde insan. Ne fark eder ki!... İkisi de bir başlangıç, bir var oluş, bir yok oluş. Başı sonu bilinmeyen bir sonsuzluk. Soluksuz kalmalar, soluklanmalar, üstüne üstüne gelen dar mekânlar Bir adım ötesini görememeler ya da uçsuz bucaksız hayaller…
Yaşamak için kırmak şişeyi !.. Şişede balık olmak ya da yaşamak adına tükenmek; kalıplanmış yaşamlarda… Cansın ÜNVER
Gözüm Açık Sırtımda gam yükü sevdalı başım Bahar yazım bitti sonbahar kışım Açıktan görünmez dökülen yaşım Sineme aşşağı akıp gidiyor Sevda kapısından girdim içeri Dışarı çıkamam dönüş yok geri Yıldırım misali düştüğü yeri Tepeden tırnağa yakıp gidiyor Kırkından sonrası sayılır ayıp Eriyip dururum haftalar sayıp günleri ararsan aylarım kayıp Yılları peşine takıp gidiyor Sevda gömleğini nasıl soyarsın Düş değil ki birileri uyarsın Aşık Baba bir gün ölür, duyarsın İki gözüm açık bakıp gidiyor Aşık Muhittin Tekmen
Depremi Beklerken Marmara Denizi’nin dibindeki fayın hareketlendiği tespit edildikten sonra deprem gündemimize oturdu. Ama sadece gündemimize oturdu. Geriye yüreğimize oturmasını beklemek kaldı. Çok partili sisteme geçtiğimizden beri iktidarlar ekonomiyi yönettiklerini iddia etmişler, insanı yönetmeyi akıl edememişlerdir. En iyi yatırım Devamı için TIKLAYIN
ÇOLUK ÇOCUK Rus-Gürcü savaşında ilk günden beri Rus gazeteleri savaşın sorumlusu olarak Türkiye'yi gösterdiler. Gürcistan'daki menfaatlerimizi de bunun üzerine koyarsak Türkiye'nin savaşın eşiğine gelmiş olduğunu söyleyebiliriz. En üst yöneticilerimiz Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL ve Sayın Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN bu şartlarda tatile çıktılar. Sayın ERBAKAN'ın "memleketi çoluk çocuğa bırakmayın" demesi bu olsa gerek.
GÜRÜLTÜ VE PATIRTININ ORTASINDA SÜKUNETLE DOLAŞ; SESSİZLİĞİN ORTASINDA HUZUR BULUNDUĞUNU UNUTMA. BAŞKA TÜRLÜ DAVRANMAK AÇIKÇA GEREKMEDİKÇE HERKESLE DOST OLMAYA ÇALIŞ. SANA BİR KÖTÜLÜK YAPILDIĞINDA VEREBİLECEĞİN EN İYİ KARŞILIK UNUTMAK OLSUN. BAĞIŞLA VE UNUT. AMA KİMSEYE TESLİM OLMA. İÇTEN OL; TELAŞSIZ, KISA VE AÇIK SEÇİK KONUŞ. APTAL VE CAHİL OLDUKLARI ZAMAN BİLE DİNLE ONLARI; ÇÜNKÜ, DÜNYADA HERKESİN BİR ÖYKÜSÜ VARDIR. YALNIZ PLANLARININ DEĞİL, BAŞARILARININ DA TADINI ÇIKARMAYA ÇALIŞ. İŞİNLE -NE KADAR KÜÇÜK OLURSA OLSUN- İLGİLEN. HAYATTAKİ DAYANAĞIN ODUR. SEVECEĞİN BİR İŞ SEÇERSEN YAŞAMINDA BİR AN BİLE ÇALIŞMIŞ VE YORULMUŞ OLMAZSIN. İŞİNİ ÖYLE SEVECEKSİN Kİ, BAŞARILARIN BEDENİNİ VE YÜREĞİNİ GÜÇLENDİRİRKEN VERDİKLERİNLE DE YEPYENİ HAYATLAR BAŞLATMIŞ OLACAKSIN. OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN VE GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL. SEVMEDİĞİN ZAMAN SEVER GİBİ YAPMA. ÇEVRENE ÖNERİLERDE BULUN AMA HÜKMETME. İNSANLARI YARGILARSAN ONLARI SEVMEYE ZAMANIN KALMAZ. VE UNUTMA Kİ İNSANLIĞIN YÜZYILLARDIR ÖĞRENDİKLERİ, SONSUZ UZUNLUKTA BİR KUMSALDAKİ TEK BİR KUM TANECİĞİNDEN DAHA FAZLA DEĞİLDİR. AŞKA BURUN KIVIRMA SAKIN; ONU KÜÇÜMSERSEN, SEN DE BESİNSİZ KALIR, KÜÇÜLÜRSÜN. O YOĞUN SEVGİ, ÇÖL ORTASINDAKİ YEMYEŞİL BAHÇE GİBİDİR. O BAHÇEYE LAYIK BİR BAHÇIVAN OLMAK İÇİN HER BİTKİNİN SÜREKLİ BAKIMA İHTİYACI OLDUĞUNU UNUTMA. KAYBETMEYİ AHLAKSIZ BİR KAZANCA TERCİH ET. İLKİNİN ACISI BİR AN, ÖTEKİNİN VİCDAN AZABI BİR ÖMÜR BOYU SÜRER. BAZI İDEALLER O KADAR DEĞERLİDİR Kİ, O YOLDA MAĞLUP OLMAN BİLE ZAFER SAYILIR. BU DÜNYADA BIRAKACAĞIN EN BÜYÜK MİRAS ONUR VE DÜRÜSTLÜKTÜR. YILLARIN RÜZGAR GİBİ GEÇMESİNE ÖFKELENME; GENÇLİĞE YAKIŞAN TUTKULARI GÜLÜMSEYEREK TESLİM ET GEÇMİŞE. YAPAMAYACAĞIN ETKİNLİKLERİN YAPABİLECEKLERİNİ ENGELLEMESİNE İZİN VERME. RÜZGARIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİREMEDİĞİN ZAMAN, YELKENLERİNİ RÜZGARA GÖRE AYARLA; İNSANLARA GÖRE DEĞİL. ÇÜNKÜ DÜNYA, KARŞILAŞTIĞIN FIRTINALARLA DEĞİL, GEMİYİ LİMANA GETİRİP GETİREMEDİĞİNLE İLGİLENİR. ARA SIRA İSYANA YÖNELECEK OLSAN DA HATIRLA Kİ, EVRENİ YARGILAMAK İMKANSIZDIR. ONUN İÇİN, KAVGALARINI SÜRDÜRÜRKEN BİLE KENDİNLE BARIŞ İÇİNDE OL. HATIRLAR MISIN DOĞDUĞUN ZAMANLARI; SEN AĞLARKEN HERKES SEVİNÇLE GÜLÜŞÜYORDU. ÖYLE BİR ÖMÜR YAŞA Kİ, ÖLDÜĞÜN ZAMAN HERKES AĞLASIN, SEN MUTLULUKLA GÜLÜMSE. SABIRLI OL, SEVECEN OL, ERDEMLİ OL. ENİNDE SONUNDA BÜTÜN SERVETİN KENDİNSİN, SENSİN. KENDİLİĞİNDEN VE ÖZ BENLİĞİNLE GÖRMEYE ÇALIŞ Kİ, TÜM PİSLİĞİNE VE KALLEŞLİĞİNE RAĞMEN DÜNYA YİNE DE İNSANOĞLUNUN BİRİCİK GÜZEL MEKANIDIR.
Xsentius, M.Ö. IX. yy. Eski Bir Tapınak Yazıtı
Kırmızı Gül Bir kız bırakmışım orda bir yerde, Hayalimde sultan, masalımda kul. Bambaşka bir mana gizli gözlerde, İlkbahar'da ara, Sonbahar'da bul. Kenan Aydın Devamı için TIKLAYIN
Sarı Yaprak Zamanlı SevdaCanımın cismini yaşlandırdım, büyüttüm yaşamın siyahında… Getirdim yanımda…Çok yaş gördüm… Yağmur, kar gördüm…Baharın tatlı meltemlerini, yazın kavurucu sıcaklığını kaç kez yedi tenim, unuttum.Gün oldu yandım kışta kıyamette, devran döndü buza kestim temmuzlarda…Ben, boranlarda öğütülmüş bedenimi, zamanın acımasızca çizdiği çizgilerimi getirdim ilk çağlarımdan…Güvenen, usanmayan, uslanmayan; taşlara vurulası akılsız başımı;Ön yargısız ön yargımı, iyi niyetimi getirdim.Uyku sıcaklığındaki eylülleri, apansız bastıran güz soğuklarını getirdim…Kısacık süreceğini adım gibi bildiğim, bilsem de hiç bitmeyecek sandığım pastırma sıcaklarını getirdim yanımda…Ben, çocuk sevinçlerimi getirdim yanımda… Kanın baş yukarı aktığı çağlarımın bitmek bilmez heyecanını, özlemlerini, umutlarını, uçsuz bucaksız hayallerini getirdim. Ve ben, bir türlü büyütemediğim, çocuk yüzlü yüreğimi getirdim sana; Son bahardan ilk yazlara… Annesinin ak sütünü seven çocuk gibi, masum muhtaç sevmeleri getirdim.Son baharda canımın cismi, ilk yazlarda yüreğim;Bir ilk yaz yüreği sevdim… Ölürcesine… Canımın cismi ellerimden kurtuldu, ilk yazlara göçtü…Yüreğim zaten ilk yazlarda… Yüreğini Leyla’sında bırakıp, cismini çöllere vuran Mecnun gibi deli oldum.Ferhat gibi dağlarda, kerem gibi yanmalarda… Deli oldum sevdadan. İlk yazı sevmişsen sarı yaprak zamanlardan, deli olmak nedir ki işte o zaman!... Sevda nihayetsiz, zaman kifayetsiz, yürek çaresiz kalır… Beden yalan, söz yalan, yaşam yalan olur… Bir seven yürek, bir de sevda gerçek son baharda… Sevdadandır, sarı zaman yalanı… Ölümüne sevdadan… İlk yazın ardından gelen güneştir, güzün ardındansa kara kış… Yangın yüreğim elimde, kapılarda; kışlardayım, Şimdi ne su serpin yanan yüreğime, ne kar getirin dağların doruklarından…Bırakın yanayım buz zamanlarda… Bırakın… Bırakın üşüyen kor yüreğimi: Anlatsın sarı yaprak zamanında sevmenin ne demek olduğunu…Anlatsın nihayetsiz sevdayı, kifayetsiz zamanı, çaresiz yüreği… İlk yaz yüreğimi, son bahar cismimi o ilk yazda bıraktım; gelemem yanına… Cansın Ünver "KOMŞU, KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇTIR" Bizimkinin külü bitmiş. Sizinkinin var mı?
Sarı Yaprak Zamanlı Sevda
Canımın cismini yaşlandırdım, büyüttüm yaşamın siyahında… Getirdim yanımda…
Çok yaş gördüm… Yağmur, kar gördüm…
Baharın tatlı meltemlerini, yazın kavurucu sıcaklığını kaç kez yedi tenim, unuttum.
Gün oldu yandım kışta kıyamette, devran döndü buza kestim temmuzlarda…
Ben, boranlarda öğütülmüş bedenimi, zamanın acımasızca çizdiği çizgilerimi getirdim ilk çağlarımdan…
Güvenen, usanmayan, uslanmayan; taşlara vurulası akılsız başımı;
Ön yargısız ön yargımı, iyi niyetimi getirdim.
Uyku sıcaklığındaki eylülleri, apansız bastıran güz soğuklarını getirdim…
Kısacık süreceğini adım gibi bildiğim, bilsem de hiç bitmeyecek sandığım pastırma sıcaklarını getirdim yanımda…
Ben, çocuk sevinçlerimi getirdim yanımda…
Kanın baş yukarı aktığı çağlarımın bitmek bilmez heyecanını, özlemlerini, umutlarını, uçsuz bucaksız hayallerini getirdim.
Ve ben, bir türlü büyütemediğim, çocuk yüzlü yüreğimi getirdim sana;
Son bahardan ilk yazlara…
Annesinin ak sütünü seven çocuk gibi, masum muhtaç sevmeleri getirdim.
Son baharda canımın cismi, ilk yazlarda yüreğim;
Bir ilk yaz yüreği sevdim…
Ölürcesine…
Canımın cismi ellerimden kurtuldu, ilk yazlara göçtü…
Yüreğim zaten ilk yazlarda…
Yüreğini Leyla’sında bırakıp, cismini çöllere vuran Mecnun gibi deli oldum.
Ferhat gibi dağlarda, kerem gibi yanmalarda… Deli oldum sevdadan.
İlk yazı sevmişsen sarı yaprak zamanlardan, deli olmak nedir ki işte o zaman!...
Sevda nihayetsiz, zaman kifayetsiz, yürek çaresiz kalır…
Beden yalan, söz yalan, yaşam yalan olur…
Bir seven yürek, bir de sevda gerçek son baharda…
Sevdadandır, sarı zaman yalanı… Ölümüne sevdadan…
İlk yazın ardından gelen güneştir, güzün ardındansa kara kış…
Yangın yüreğim elimde, kapılarda; kışlardayım,
Şimdi ne su serpin yanan yüreğime, ne kar getirin dağların doruklarından…
Bırakın yanayım buz zamanlarda…
Bırakın…
Bırakın üşüyen kor yüreğimi: Anlatsın sarı yaprak zamanında sevmenin ne demek olduğunu…
Anlatsın nihayetsiz sevdayı, kifayetsiz zamanı, çaresiz yüreği…
İlk yaz yüreğimi, son bahar cismimi o ilk yazda bıraktım; gelemem yanına…
Cansın Ünver
"SAKLA SAMANI, GELİR ZAMANI" Samanı bulduk da saklaması kaldı...
Böbrek İlacı İşkine ya da Eşkina: Marmara Denizi'nde kayalıklarda bulunan İspari balığını andıran, 5-6 kg. ağırlığa kadar çıkabilen bir balık çeşidi. İspari, karagöz gibi bir çeşit kaya balığı. Kafasının içinde mercimeğe benzer beyaz renkli bir çift taş bulunur. Bu taşların büyüklüğü balığın büyüklüğüne bağlıdır. Böbrek taşı diye tanımlanan maddenin oluşmasını önler. Ayrıca böbrek kaslarını güçlendirir. Böbreklerinde taş veya kum bulunanların tedavisinde işe yarar. Gece altını ıslatan çocukların tedavisinde de etkilidir. Kullananlarca bir zararı görülmemiştir. Ben de çocuklarımda kullandım ve onların gece işemelerine son verdiğini gördüm.
Kullanımı: Havanda dövülüp toz haline getirilerek üzerine limon suyu eklenir. Bir gün beklendikten sonra sabahları aç karna ve gece yatarken birer çay kaşığı içilir. Bazıları zeytinyağı eklenmesiyle daha etkili olduğunu söylemektedirler. Bir haftadan daha uzun sürecek bir eriyik hazırlanmamalıdır. Eriyik bozulma eğilimindedir. Azar azar hazırlanarak tüketilmelidir. Allah şifalar versin. ÖNEMLİ NOT: HEKİMLERİNİZİN TAVSİYELERİNİN DIŞINA ASLA ÇIKMAYIN. EĞER DENEMEK İSTERSENİZ YARDIMCI BİR TEDAVİ OLARAK VE DOKTORUNUZA DANIŞARAK KULLANIN.
ÖRTÜLÜ CİNAYET Gençliğimde, “ … Kamlançu ülkesine bahar gelip de kuşlar ötüşmeye başlayınca, ağaçlarda ve yerlerde çiçekler açınca Yüzbaşı Burkay yine o büyük çam ağacının yanına geldi…” diye başlayan H. Nihal ATSIZ’ın Ruh Adam romanını okumuştum. Romanın girişindeki eski Uygur masalı, Açığma-Kün ile sevgisinin büyüklüğünden ölüm döşeğine düşmüş Yüzbaşı Burkay arasındaki hazin aşkı anlatmaktaydı. Masala göre, Yüzbaşı Burkay’ın aşkı her geçen gün büyüyerek Açığma-Kün’ü tanrılaştırır. Kadın bir kere “seni seviyorum” derse bu dertten kurtulursun diye çare üretilir. Yüzbaşı Burkay “beni seviyor musun” diye sorar ama kadın karşılık olarak onu sarar, sorusunu unutturur. Sonunda Yüzbaşı ölüm döşeğine düşer. Ölmek üzereyken yine sorar. Sorusu karşılıksız kalır. Ancak Burkay öldükten sonra “ sus! Sus! Ben de ıstırap çekiyorum” der, “seni Devamı için TIKLAYIN
Neye inanırsan onu yaşarsın. Kenan Aydın